Ana içeriğe atla

Bilgisayarın İç Organları - Bölüm 1

Bilgisayar bileşenlerini ortalama her kullanıcı bilir. Ancak bir çok kullanıcı nın kulaktan dolma bilgilerle yanlış donanımları seçmeleri içten bile değil. Genellikle bu kullanıcılar ya yeni kullanıcılar oluyor ya da donanımla ilgilenmeyen kullanıcılar oluyor.

Şimdi donanımları inceleyelim ve kulaktan dolma bilgilerin ne kadar doğru olduğunu hep beraber irdeleyelim. Bu yazımda merkezi işlemcileri-CPU anlatmaya çalışacağım. Yazımda çok fazla teknik detay olmayacak, bunu yerine herkesin anlayacağı bir üslupta yazmayı seçtim.


Merkezi İşlemci - CPU


Bilgisayarımızın kalbi olarak nitelendirebileceğimiz işlemciler, performansı etkileyecek en önemli parçalardan biridir. Çünkü bilgisayarımızda yapılan tüm hesaplamaları işlemciler yapar ve bunların sonucunu ilgili donanımlara gönderir. Örneğin bilgisayarımızda müzik dinliyoruz. Bu müziği hangi dosya formatında kodlanmışsa (.mp3, aac..) o formatını çözüp sonra ses kartının anlayacağı şekilde tekrar kodlayıp gönderen işlemcidir. Ses kartı ise işlemciden aldığı bilgileri tekrar kodlayıp biz insanların anlayacağı bir şekle dönüştürür.
Günümüzde, işlemcileri başta Intel, AMD, IBM gibi firmalar üretmekte. Bunların içinden Intel ve AMD son kullanıcılara yönelik işlemciler üretmektedir. İşlemci yapıları sadece biz son kullanıcıların bildiği işlemciler olarak üretilmemektedir.

Intel ve AMD Arasından Hangisi Daha Performanslı İşlemciler Üretiyor?


İşte bu soru çoğu zaman forumlarda sorulur ve sayfalarca Intel vs. AMD çekişmelerini okursunuz. Aslında çoğu kullanıcı kendi kullandığı işlemciyi över ve bir türlü sonuca ulaşılamaz. İşin aslı ise her iki işlemci üreticiside birbirine üstünlük sağlayan işlemciler üretmektedir. Zaten iki firmanın işlemci yapıları da oldukça farklı. Son 3-4 seneye bakacak olursak, Intel işlemcilerde performans artışını işlemci frekansını ve önbellek miktarını arttırarak yapıyordu. Artan çalışma frekansları daha fazla ısı demekti. AMD ise çalışma frekanslarını arttırmak yerine işlemci mimarisindeki avantajı kullanarak daha düşük çalışma frekansı ile kendisinden daha yüksek frekanslarda çalışan Intel işlemcilere kafa tutuyordu. Aslında bunu büyük miktarda HyperTransport™ teknolojisine de borçlu. Bu teknoloji ile günümüzde 2000MHz'e varan bant genişliğine sahip olan işlemci, diğer donanımlarla çok daha hızlı veri alışverişinde bulunuyor. Intel'de ise bu bant genişliği 1066 MHz'de. Yakın zamanda çıkacak 45nm üretim teknolojili Intel işlemciler ise bant genişliği 1333MHz'e çıkacak. Ancak bunu belirtmek isterim, Intel'in bant genişliği düşük diye AMD'den geri kaldığını düşünmeyin. Zira Intel Core 2 Duo işlemci ailesi ile AMD'ye son bir yıl içinde çok zor günler geçirtti.

Intel Pentium 4 işlemciler ile AMD karşısında kan kaybeden Intel, Core 2 Duo mimarisi ile öyle bir şaha kalktı ki, AMD bir yıldır nefes alamaz hale geldi. Intel üzerinden attığı ölü toprağını sanki AMD'ye attı. Çünkü bir senedir işlemci piyasasında çok iyi işlemciler çıkarıp bunlarıda uygun fiyata sattıkça bir çok kullanıcı nasıl bir zamanlar Intel'den AMD'ye geçtiyse bu seferde AMD'den Intel'e geçmeye başladı. AMD'nin uzun bir zaman geçsede Intel'e yeni çıkacak Barcelona kod adlı işlemcileri ile cavap vereceğini bekleniyor.

Bu Core 2 Duo Nedir?


Core 2 Duo, çıkmadan hemen önce, Intel Pentium 4 çekirdeklerini çiftler halinde bir araya getirip bunları çift çekirdek olarak piyasaya sürdü. Bunlar Pentium D olarak adlandırılan işlemciler. Bu işlemciler teoride çift çekirdekli gibi görünsede aslında iki işlemcinin paralel çalışmasından başka bir şey değil. Bu yüzden de doğal çift çekirdek gibi performans veremiyorlar. Bu işlemcilerde önbellekler de ayrı ayrı kullanılıyor.

Core 2 Duo işlemciler ile birlikte tek bir işlemci paketi içinde iki çekirdek aynı önbelleği paylaşarak kullanıyor. (2MB veya 4MB payşaşımlı) Ayrıca kullanılan yeni mimari P4 mimarisinden çok daha üstün olduğundan performans artışı bir hayli oldu. Artık döngü başına daha fazla işlem yapabilen işlemciler, P4 işlemcilerden farklı olarak düşük çalışma frekansında çalışıyorlar. Öyleki en yüksek çalışma frekansına sahip Intel® Core™2 Extreme İşlemci olan QX6800 (8MB paylaşımlı önbellek) 2,93 MHz hızında çalışırken bu değer Pentium® 4 İşlemci Extreme Edition 965 (2MB+2MB önbellek) 'te 3,73GHz.

Çift Çekirdekli İşlemcilerden Yeterince Faydalanabiliyor muyuz?


Bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır. Çünkü bizim işlemcimiz kaç çekirdekli olursa olsun eğer kullandığımız yazılım eski bir yazılım ise veya çift çekirdek ile çalışabilmesi için yaması yoksa, bu yazılım işlemcimizden yeterince faydalanamaz demektir. Bu yüzden sürekli güncellenen yazılımlar genellikle çift çekirdek yaması adında yamalar çıkararak yazılımlarını güncellediler. Buna kullandığımız işletim sistemi Windows XP'de dahil. Ancak tam olarak verim almak istiyorsanız çoklu çekirdeklerle tam uyumlu Vista işletim sistemine geçmeniz gerekecek.

İşlemciler hakkında son zamanlarda yaşananları anlatmak istedim. Sizinde varsa yanlışlarımı yorum kısmında belirtmenizi ve yine varsa görüşlerinizi almak isterim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabit Diskinizde 60 GB Yer Açmak İster misiniz?

Windows XP ile hayatımıza giren Sistem Geri Yükleme aracı bazı durumlarda hayat kurtarıcı olsa da kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, fazla güvenmememiz gerektiğini öğrendiğim bu araç sabit diskinizin boyutuna bağlı olarak gerektiğinden fazla iştahlı olabiliyor.

Windows XP ve Windows 7 işletim sistemi kullanıyorsanız Sistem Geri Yükleme aracının sabit diskinizde kullanacağı boyutu belirleyebiliyorsunuz. İş Windows Vista'ya geldiğinde kullanıcı arayüzü ile bu işi halletmeye imkan yok. Komut satırı ile değişiklik yapak gerekiyor.

Sabit diskiniz zamanla biriken sistem geri yükleme noktaları sebebiyle her geçen gün kan kaybeder. İşte bu noktada, sabit disk boyutunuza bağlı olarak eski geri yükleme noktalarını silip 60 GB'tan fazla yer açmanız mümkün. Sistem Geri Yükleme aracı sabit diskinizin %15'i kadar yeri kendine tahsis edebiliyor. Günümüzde kullanılan sabit disk boyutlarını düşündüğümüzde de 500 GB'lık bir sabit diskte 75 GB yeri -bazen- gereksiz yere heba etmiş oluyo…

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)

Yeni, yine, yeniden...

Sanırım bu sloganın ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için tekrarlarsam, bu sloganı Blogger İpuçları kategorisi altında yazdığım yazılarda başlangıç cümlemdir :-) Yaklaşık bir haftadır bir çok kişi bana "Yorum Gönder" butonunu nasıl değiştirdiğimi sorup durdu. Aslında cevabı çok basit; <img src=.../> etiketini kullanarak :-) İşlem bu kadar basit olmasına rağmen bir çok kişi bu ve bunun gibi basit işlemleri yapamıyor. Daha doğrusu sorun Blogger şablonunun XML olmasından kaynaklanıyor. Blogger şablonumuza baktığımızda herşeyin sunucularda barındırılan bir değişkene atandığını görüyoruz. Yani kimse şablununun kodları arasında "Yorum Gönder" ibaresini göremez! Onun yerine, <data:...> etiketi ile atanan değişkeni görür. Ancak değişken diyince akla garip garip ifadeler gelmesin, Google bu işi yaparken değişkenlere verdiği adlarda İngilizce anlamlarını verecek şekilde isimlendirme yapmış. Burda bahsi geçen "Yorum Gönde…