22 Ocak 2017

Recuva ile Silinmiş Dosyaları Kurtarın

Dosya boyutlarının artması ve günlük hayatta yapılan bir çok işin dijital hale gelmesi sebebiyle verilerin saklanması ve korunması günümüzde en önemli problemlerden biri haline geldi. Öyle ki bu hizmeti kurumsal ölçekte veren büyük ölçekli şirketler bile var. Bu yazımda sabah başıma gelen olayı sizlerle paylaşıp deneyimlerimi anlatacağım.

Yıllardır iş ve kişisel verilerimi aynı HDD'e yedekliyordum. Geçen hafta dizüstü bilgisayarımdan çıkan sabit HDD'yi taşınabilir HDD olarak kullanmak için kutu aldım ve kişisel dosyalarımı buraya yedekledim. Dosyaları taşıdıktan sonra, eski HDD'teki kopyalarını sildim.

Bu sabah, bazı dosyalarımın kopyalanmadığını gördüğümde kurtarma operasyonu başlattım ve 15 dakikada 5 GB silinmiş dosyayı geri getirdim.

HDD'lerden aslında hiç bir dosya silinmez. Yeni bir şey yazdıkça silinmiş dosyalar üzerine yazılır. Silme işlemi gerçekleştikten sonra, çok fazla yazma işlemi gerçekleştirilmiş bir HDD'den veri kurtarmak zorlaşır. Bir süre sonra imkansız hale gelebilir. Kurtarma işlemini gerçekleştirdiğim HDD'e yeni veri yazmadığım için sildiğim dosyaları kurtarmam kolay oldu.

Operasyon Başlasın


Daha önce de veri kurtarma işlemi gerçekleştirdiğim için bir çok yazılımı denedim. Veri kurtarma işlemi yapan bir çok ücretli ve ücretsiz yazılım var. Ücretsiz olanların çoğu dosya boyut sınırı getiriyor ve işleminiz yarıda kalıyor. Yazılım ile yüklenen reklamlar da cabası. Kullandıklarım arasında en iyisi Recuva. CCleaner yazılımını bir çok kişi biliyordur, bu yazılım da aynı şirkete ait. Kurulurken, Google arama motorunu varsayılan olarak kurmak isteyip istemediğiniz sorması dışında kesinlikle ekstra bir şey yüklenmesini talep etmiyor. Yazılımı açtığınızda Kurtama Sihirbazı ile hızlıca hangi dosya türünü ve nerede arama yapacağınızı soruyor ve aramaya başlıyor...

01 Ocak 2017

Bilgisayarınızı Hayata Döndürün

Yeni, yine, yeniden...

Bu slogan ile sizlere seslenmeyeli o kadar uzun bir zaman oldu ki! Hala yaşadığımdan emin olmanız için 2009 Mart ayından bu yana kullandığım dizüstü bilgisayarımı hayata döndürme operasyonunu anlatmak istiyorum.

Casper CN-VTP 8600A model (daha çok bilinen adıyla Casper TW8) bilgisayarımı 1700 TL fiyata satın almıştım. 2009 yılın orta-üst düzey donanım bileşenlerine sahip olan bu bilgisayarda nice projeler geliştirip ne oyunlar oynadım :) Her ne kadar şimdi Casper markası daha az ön yargı ile karşılaşsa da 2009 yılında Casper dizüstü almak kimilerine aptalca gelmişti. Aynı donanıma daha fazla para vermek yerine bu bilgisayarı almıştım. Verdiğim karardan hiç pişman olmadım, Allah'a şükür hiç servis yüzü görmedim.



Donanım Özellikleri

İşlemci: Intel Core 2 Duo P8600
Ekran kartı: Nvidia 9600M GS grafik işlemci - 128 bit, 512 MB DDR2
RAM: 4 GB DDR2

Bilgisayarımı son bir yıldır sadece film seyretmek için kullanıyorum. Film izlerken bile fan devrinin maksimum seviyede olması ve bir kaç defa da aniden kapanmasından şüphelenmiştim ama işimi gördüğü için pek üstünde durmamıştım. Geçen hafta uzun bir aradan sonra oyun oynamaya karar verip bir hevesle oyuna başladım ama 5 dakika sonra FPS değerinin saniyede 2-3 kareye düşmesi ile birlikte sıcaklık sorunu kendini belli etmiş oldu. Klavyenin işlemci ve ekran kartının denk geldiği kısımda elimi tutamaz oldum. Sıcaklık değerine baktığımda ise 95 santigrat dereceyi gördüğümde yangın söndürücü aradım desem abartı olmaz.

Eskiden masaüstü bilgisayarımı sürekli temizler, termal macununu yeniler donanım bileşenlerini yükseltirdim. Çevremdeki bir çok insanın da bilgisayarını toplamıştım. Bilgisayar ile uğraşmanın verdiği o zevki unutmuşum, ve yeniden hatırlamanın vaktinin geldiğini düşünerek araştırmaya başladım...

03 Ocak 2016

B12 Vitamin Eksikliği - Pernisiyöz Anemi

"Erkek adamda bu kadar kansızlık (anemi) olması normal değil" demişti yıllar önce doktor. 2003 yılında neredeyse bir seneye yakın bir tedavi görmüştüm. İlk zamanlar demirden gelen pas kokusuna benzer bir tat bırakan garip bir şurup içiyordum. Sonrasında değerler normale dönmediği için, haftada iki defa, damardan serumla verilen bir ilaç kullanmıştım. Dışarıdan bakıldığında kan torbasına benziyordu.

Yapılan tedaviler sonucu kan değerlerim normale dönmüş ve ben de tedaviyi bırakmıştım. Ancak, tedaviden daha önemli olan sebebini bulmaktı ve biz bunun için uğraşmamıştık.

Yıllar geçti, ve bende başlayan ani saç dökülmesi sonucu saçların 1/4 nü kaybettim. Genetik diyip her zamanki gibi geçiştirildi. Son bir kaç seneye kadar kendimi iyi hissettiğim için kan tahlili yaptırmamıştım. Sanırım en son 2010 yılında askerden döndüğümde yaptırmıştım.

Geçen hafta, bir hafta boyunca süren kaşıntı şikayeti sonucu dermotoloji doktoruna gittim. Cildimde hiç bir kabarıklık, kızarıklık olmadığı için karaciğerden şüpheledim ve kan tahlili yaptırmasını istedim. Doktora kalsa kan tahlili yapmayacak kaşıntı ilacı verecekti. Geçen cumartesi aldığımız sonuca göre ciddi derecede B12 vitamin eksikliğim var. Her türlü hayvansal gıdayı da yememe rağmen vücudumda B12 vitamini emilmediği için yediklerim boşa gidiyor.

B12 vitamini mide ve ince bağırsakta intrinsik faktör olarak adlandırılan bir proteinle birleşmesi gerekiyor. Bazı kişilerin vücutları yeteri kadar intrinsik faktör üretemediği için yeteri kadar B12 vitamini emilmiyor. Bu durumda, pernisiyöz (habis) anemi sorunu çıkıyor. Daha fazla bilgi için interneti araştırabilirsiniz.

Vitamin ekslikliği önemsiz bir şeymiş gibi geliyor kulağa. Oysa ki hayati öneme sahip alyuvar hücreleri bu vitamin sayesinde üretilebiliyor. Yani, yıllarca normalden az alyuvar ile yaşamışım, saçlarım dökülmüş, depresyona meyletmişim. Bu hastalık olmasa Einstein olacakmışım :) Annem kan tahlili yapmam için ısrarcı olmasa hala haberimiz olmayacaktı. Annem sağolsun.

B12 vitamini vüdunuz tarafında emilmeyince ömür boyu iğne kullanmak durumunda kalıyorsunuz. Sağlık gerçekten de en önemli şey. Kendinize dikkat edin.

30 Ağustos 2015

The Mentalist


Şimdiye kadar izlediğim yabancı dizi sayısı çok fazla değildir. Lost, Prison Break, Walking Dead, Smallville, Terminator: The Saarah Conner Chronicles, Sherlock, Breaking Bad (2 Seson), X Files, Person of Interest.

Hakkında uzun uzadıya yazılar yazmak içimden gelmiyor. Ama şimdiye kadar başından sonuna kadar keyif aldığım tek dizi The Mentalist. Günün yorgunluğunu atmak ve zihne masaj yapmak için birebir. 3 ay boyunca tam 145 bölümü (7 sezon) hiç sıkılmadan izledim. Bir karakterin sıradan bir diziyi nasıl da zirveye taşıyabileceğini gördüm. Sherlock'u da severiz ama senin samimi gülüşün, sıcaklığın kimsede yok be Patrick abi. Üzerinden hiç çıkarmadığın mavi takımın, kalın yün çorapların, tozlu ayakkabıların, koltuğun ve çay fincanına ne demeli. Böyle güzel bir diziyi yaptığı için Bruno Heller'e de selam olsun.

Simon Baker daha ilk bölümden sizi Patrick Jane karakteri içine çekiyor ve bir zaman sonra onun gibi gözlem yapmaya başlamanıza sebep oluyor. Ekibin diğer kalanlarını da saymak gerek; Lisbon, Cho, Rigsby ve Van Pelt... Tabi ki sonradan katılan Abbott, Vega ve Wiley.


Aileni katleden Red John'u bulabilmek için kendinden vazgeçtin. Büyüksün!

7 sezonun tamamını buradan izledim.

31 Mayıs 2015

Piano Aşkı

Kendimi bildim bileli müziğe özel bir ilgi duyarım. Genelde kulağıma güzel gelen nerdeyse (Hiphop, rap ve elektronik müzik hariç) her tür müziği dinlerim. Sanırım beni en çok rahatlatan piano ve yaylı çalgıların ortak çaldığı klasik veya cover müzikler. Küçüklüğümden beri pianoya ayrı bir hasretle bakarım. Öğrenmesi en pahalı enstrüman olduğu için uzaktan dinlemek zorunda kaldım.

Pianoya ulaşamadım belki ama gelişmiş bir pilli orgum vardı. Akıllı telefonların olmadığı bir dönemde, polifonik melodileri org ile yazabiliyordum. Dinlediğim herhangi bir dizi müziğinin notalarını org ile çıkarıp kağıda döktükten sonra telefona aktarıyordum. Hey gidi günler hey, iyi müzik kulağım vardır :))

Az önce Youtube'ta şans eseri karşılaştığım piano ustasına ise hayran kaldım ve kıskandım. 4 yaşında olmasına rağmen yaşının çok ötesinde bir ustalıkla piano çalıyor. Bu iş belli ki Allah vergisi. İzliyoruz...



İlgili Konular


30 Mayıs 2015

8 Yıl Geride Kaldı

1, 2, 3, 4 (bu yaş günü kutlamayı unuttuk!), 5, 6, 7 derken tam 8 yıl geride kaldı. Çocuğunuzun yaş günün kutlamak gibi. Büyüdükçe elinizden kayıp gidiyor. Daha az iletişim kurup daha az ilgilenebiliyorsunuz. Geçmişi özlüyorsunuz...

Uykusuz kalıp sabahın 3 üne kadar yazı yazdığım o günleri, o heyecanımı, o sabrımı özlüyorum. Yüzlerce farklı insandan teşekkür ve dua aldım. Kimisi bana o kadar güvenmişti ki altından kalkamadığı sorunları çözebilmem için Blogger şifresini benimle paylaşmıştı. Okuldan mezun olup askere gittiğimde bile yazmaya devam etmiştim. Sonra işe başladım ve azalarak da olsa yazı yazmaya devam ettim. İş hayatının yoğunluğu, yorgunluk derken eski yazılar pranga olmaya başlamış ve ben yeterince yazı yazamaz, gelen yorumlara cevap veremez oldum.

Bu durumu en güzel aşağıdaki grafik özetliyor. 2015 yılın geçen 5 ayında tek bir yazı bile yazmamışım. Halbuki söylenecek ne çok şey var. Değil mi?

16 Kasım 2014

Google Ürünleri ve İş Hayatım

İş hayatımda sıkça kullandığım ve oldukça fayda sağladığım 3 Google ürününü sizlerle paylaşmak istiyorum. İnterneti "etkin kullanma" çabası içerisinde olan çoğu kişi bu ürünleri bir şekilde kullanıyordur zaten. Sizlerin de kullandığı ve memnun kaldığı farklı servisler varsa paylaşmanızı rica ediyorum.