Blogger Başlığınızı SEO'ya Uygun Hale Getirin

Yeni, yine, yeniden...

SEO ile uğraşan Blogger kullanıcılarının karşılaştıkları sorunlardan biri de Blogger'ın kullandığı başlık (title) etiketinin çalışma prensibidir. Şimdiye kadar blogda bulunan bir yazıya tıkladığınızda, yani yazının kalıcı bağlantısına (permalink) gittiğinizde internet tarayıcınızın başlığı aşağıdaki gibi olurdu.

Eski Blogger Başlığı
SEO ile uğraşan kişilere göre arama motorları bu tip başlıkları pek sevmiyormuş Bunun yerine aşağıdaki gibi olması daha iyiymiş.

Yeni Blogger Başlığı
Bunu gerçekleştirmek için önceden uzunca bir kod yazmak gerekliydi. Ayrıca yapılan yöntemde widgetler kullanılıyordu. Bu yöntem sağlıklı olmadığı için kullanmadım. Neyse ki Blogger mühendisleri sesimizi duydu ve bizlere bir değişken hadiye ettiler...

Blogger'a yeni adapte edilen bir değişken ile bundan sonra başlıklarımız SEO'ya uygun biçimde görüntülenecek. Yeni değişkenimiz data:blog.pageName şeklinde tanımlanmış. Bu değişken sayesinde blog sayfa ismini kullanabileceğiz. Siz de yeni değişkeni kullanmak istiyorsanız aşağıdaki adımları izleyin:

1-) Blogunzun HTML Düzenle kısmına gidin.
2-) Şablonuzun hemen başındaki şu kodu bulun:

<title><data:blog.pageTitle/></title>

3-) Bu kodu aşağıdaki kod ile değiştirin:
<b:if cond='data:blog.pageType == "index"'>
<title><data:blog.title/></title>
<b:else/>
<title><data:blog.pageName/>-<data:blog.title/></title>
</b:if>

4-) Son olarak şablonuzu kaydedin.

Eğer Blogger şablonu hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, söz gelimi; "değişken nedir?" ve daha fazlasını öğrenmek isterseniz sizi şu yazıma davet ediyorum:

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)


Yazının devamını okuyun...>>

Bu Bir ALES Macerasıdır!

İyi ŞanslarSınavlar diyarı ülkemizde ÖSS ve KPSS kadar meşhur olmasa da ALES adında bir sınavımız daha var. İşte bu sınav bugün gerçekleştirildi. Sağolsun ÖSYM, Kadıköy'de oturan bendenizi Pendik Esenler mahallesinde bir okula yerleştirmiş. Sınav başvurusunda sınava nerde girmek istediğinizi sormaları nezakettenmiş :)) Normalde sınav günü heyecan yaşamamak için okula önceden gidilir, bakılır, sonra uzaktan bir daha bakıldıktan sonra yeri belleğe kazınır ve geri dönülür. Ama bu dediğim heyecan yaşamak istemeyenler için. Benim heyecan istemediğimi kim söyledi...

Gece 12 sularında yattıktan sonra sabah 6'da kalkıp bir çırpıda kahvaltımı yaptım. Sonra bir kaç gün önce Google Maps ile baktığım haritayı kafamda canlandırmayı denedim. Yetersiz bellek yüzünden dolayı işlem gerçekleştirilemeyince bismillah diyip evden çıktım :) Bostancı köprüsüne gidip E-5 yoluna çıktım. Bana yardım edebilecek birine bakınırken bir İETT çalışanını gözüme kestirip adresi sordum. Kısa bir konuşmanın ardından bulunduğum yerin benim için hayırlı olmadığna kanaat getirdim :) Tekrar köprüye çıkmamla Bostancı tren istasyonuna giden otobüse binmem bir oldu. Beş dakika sonra istasyona vardım ve banliyö trenini beklemeye koyuldum. On dakikalık bir rötardan sonra gelen trenimiz ile sağa salim Pendik Kaynarca'ya vardım. Bundan sonra ise heyecan tavan yapmaya başladı. Bir saat kalmıştı ve ben gideceğim yeri bilmiyordum! Az ilerideki kıraathaneye sordum ama cevap alamadım. Azmim hiç olmadığı kadar benimleydi; zaten içimde de bir ses işlerin yolunda gideceğini söylüyordu. Nitekim beş dakika sonra beni okula götürecek aracı buldum; bir polis minibüsü. Polis minibüsü tam hareket ederken durdurup adresi sordum. Adresi sormamla kendimi minibüsün içinde bulmam bir oldu. Meğerse benden hemen önce bir vatandaş daha aynı okulu sormuş ve onu da almışlar. Sağolsun polis abilerimiz bizi okulun kapısına kadar bıraktılar.

Bu şansı kaybetmeden çıkışda da kullanmalıydım, bu yüzden sıkı sıkı sakladım. Sınav çıkışı yarım saat araç bekledim ama nafile! Zaten ayda yılda bir geçen otobüs Pazar günü olması sebebiyle geçmez oldu. Baktım olmuyor, cebimde sıkı sıkıya tuttuğum şansımı çıkarıp beklemeye koyuldum. Kısa zaman sonra bir kırmızı bir Renault 12 önümüzde durdu ve isteyenleri, yolunun üzerindeyse bırakabileceğini söyledi. Yolu da tam benim yolummuş; şansa bak :))

Emektar Renault 12'ye bindikten sonra sürücü ile birlikte 4 kişi yolumuza koyulduk. Hemen tanışma faslı geçti ve fıkralık bir durum çıktı ortaya. Dördümüz de mühendis çıktık :) İki makine, bir bilgisayar bir de inşaat. Evet, evet, aynen buna benzer bir fıkra vardı :) Ben hatırlayamadım, hatırlayan varsa anlatsın bize...


Yazının devamını okuyun...>>

Forumların Gücü Adına...

Blogların yükselişi karşısında forumların ne durumda olduğunu araştırmak için bundan 9 ay önce blogküre çapında bir anket yapmış ve blog yazarlarının cevaplarını buradan açıklamıştım. Bu araştırma ile blogların hızlı yükselişi karşısında forumların kan kaybettiği ortak görüş olsa da diğer bir ortak görüş de adam gibi forumların yerli yerinde duracağı yönündeydi. İşte size anlatacağım konu da bunu teğit eder yönde...

Donanımhaber Forumu
Dün öğleden sonra bir tanıdığın oğluna bilgisayar toplamak için Bostancı Vatan Bilgisayar'a gittik. Bana bir gün önceden haber vermesinden dolayı, adam akıllı performans/fiyat analizi yapamadan kendimizi satış elemanlarının karşısında buldum. Her ne kadar sabah saatlerinde ön araştırma yapsam da iş bilgisayar toplamak olunca en iyi fiyata en iyisini seçmek gerekiyor. Üstüne üstlük başkası için bilgisayar toplamak da ayrı bir dert. Bu yüzden ön araştırma ile topladığım bilgisayardan pek emin değildim. Neyse ki aklımdaki bazı soruları yanıtlayabilmem için ortak kullanıma açık bir bilgisayar bulduk. Müşteriler, bilgisayarları kurulurken internete bağlı bir bilgisayarın da olduğu kafeteryada bekletiliyorlar. Burda bulunan bilgisayar ile hemen Donanım Haber forumuna girdim :)) İşim bittikten sonra kafetaryada otururken karasızlığı yüzünden okunan biri bilgisayar başına geçti. Bir yandan Ekrem abi ile sohbet edip bir yandan da adamı süzerken, bilin bakalım ne gördüm? Evet, O da Donanım Haber forumuna girdi. Bir ara çıktı tekrar girdi. Sonunda kararsız kararsız ordan uzaklaştı.

Donanımhaber online kişi sayısı
Sanırım bu olay aynı anda 6000 kişinin forumda olmasının nedenini açıklıyor. Evde, yolda, alışverişte, parkta, kafetaryada, tuvalette... Bağlantının olduğu her yerde :))


Yazının devamını okuyun...>>

Yoksa Siz Hala Internet Explorer 6 mı Kullanıyorsunuz?

Web programlama işi ile uğraşanların başını ağrıtan önemli sorunlardan biri de tarayıcı uyumsuzluklarıdır. Tarayıcı motorlarının yorum ve standartlara verdikleri destek farklılıkları bu sorunun ortaya çıkmasına neden olur. Son zamanlarda bu farklılıklar iyice azalsa da eski alışkanlıklar yüzünden bu sorun hala önemliliğini korumaktadır.

Standartların sürekli gelişmesi, yeni teknolojilerin ortaya çıkması ile web sayfaları eskiye oranla çok daha kullanışlı ve profesyonelce hazırlanıyor. Kullanıcı etkileşimleri de hadsafhaya ulaşmış durumda Önceden bir web sitesine müdahalemiz bir form doldurmaktan ibaretken, şimdi web sitesini kendimize göre düzenleyip görmek istediğimiz hale getirebiliyoruz...

Aklıma kısa bir süre önce tamamiyle yenilenen BBC'nin sitesi geldi. Onu Haber 7 ile karşılaştırınca aradaki farkı çok rahat görebilirsiniz. Burada BBC ile Haber 7'yi sadece benzer işleri yaptıkları için karşılaştırdım.

Web standartları ile ilgili daha fazla yazı okumak isterseniz Mehmet Doğan'ın yazmış olduğu şu iki yazıyı okuyabilirsiniz. Türkçe kaynak olarak bu yazıları buldum, siz daha farklı yazılar da bulabilirsiniz.


Son gelişmeleri takip edebilmeniz içinse The Web Standards Project'i önerebilirim.

Şimdi kanu başlığımza, yani Internet Explorer 6'ya dönelim. Bilinçli olarak sizlere web standartları ile ilgili bilgi verip aklınızda bazı şeylerin şekillenmesini sağlamak istedim. Çünkü direkt olarak insanlara Internet Explorer 6'yı bırak dediğinizde, size sebep soracaklardır. Düşünsenize işletim sistemi ile gelen bu programın yarattığı tekel durum yüzünden, insanların bir çoğu başka tarayıcı olduğunu bile bilmiyor! İnterneti sadece ihtiyaç doğrultusunda kullanan insanlar için internette yaşadıkları deneyim pek de önemli değildir. Zaten bu tür işlere de pek merak sarmazlar. Hal böyle olunca insanların tabularını yıkmak zor olabiliyor.

Sanırım mafiamax.com'un Google Analytics kullanılarak tutulan istatistik sonuçlarına göz atarsak durumu daha net olarak göreceğiz.

Tarayıcı yüzdeleri

Grafikten anlaşıldığı gibi ziyaretçilerin çoğunluğu Internet Explorer tarayıcısını kullanıyor. Internet Explorer 7 sürümü ilk çıkarıldığında sadece lisanslı işletim sistemlerine yüklenebiliyordu. Ancak Microsoft'un aldığı bir karardan sonra lisansız işletim sistemleri de bu tarayıcıyı yüklemeye hak kazandılar. Bu durumda bile Internet Explorer 6'nın bu denli yüksek kullanım oranına sahip olması, başta söylediğim gibi bilinçsiz kullanımın bir sebebi gibi görünüyor.

Tasarımcıların Internet Explorer 6 sürümü ile başı öyle bir dertte ki basit bir PNG resmi bile sorun çıkarabiliyor. Fatih Hayrioğlu'nun sırf PNG resimler düzgün görüntülenebilsin diye yazdığı makaleyi okuyunca Internet Explorer 6'yı görmek bile istemeyeceksiniz. Orada da dediğim gibi, keşke birileri Internet Explorer 6'yı yok edecek bir virüs yazsa :)) Çok mu acımasız olurum? Biliyorum bir emektara böyle söylemek hiç de doğru değil. Ama herkesin bir devri var!

Microsoft'un Vista işletim sistemi ile birlikte çıkan Internet Explorer 7 tarayıcısı eskiye oranla iyi bir konuma gelse de hala standartlara tam destek vermemesi yüzünden kullanıcıların eleştirilere maruz kalmakta. Yakında çıkacak olan 8. sürümün bu standartlara tam destek vereceği bekleniyor.

Sizlere önerim, bir çok açığı ve standartlara vermiş olduğu destek yetersizliği sebebiyle bir an önce Internet Explorer 6 tarayıcısını kullanmayı bırakmanız ve en son kararlı sürüm olan Internet Explorer 7 sürümünü yüklemenizdir. Biraz daha cesaret kazandıysanız Firefox 2 tarayıcısının eşsiz tadına bakmalısınız.


Yazının devamını okuyun...>>

Blog Genişledi Gibi :)

Sanırım doğum günü çocuğu olma faslını uzun tuttum. Zira bir haftayı geçkin bir süredir yazmıyorum. Bu süre içerisinde aklıma blog tasarımı ile ilgili bir değişiklik geldi. Bu yazıyı RSS okuyucunuz üzerinden okuyorsanız korkarım bu değişikliği göremiyorsunuz :) Fazla vakit kaybetmeden bloga bir bakın. Sizlerin düşüncelerini gerçekten merak ediyorum.

Değişiklik basit olsa da eski boyutlarına alıştığımdan dolayı tam olarak karar veremedim. Sizlerin düşünceleri beni etkileyecektir. Eğer tasarım ile ilgili başka düşünceleriniz de varsa paylaşmanızı isterim.

Unutmadan bu genişlikte karar kılarsam blog başlık (header) resmini de düzelteceğim ;)

Sözü uzatmadan mikrofonu jüri üyelerine uzatalım...


Yazının devamını okuyun...>>

Koca Bir Seneyi Geride Bıraktık

Blog Tutmaya Başlayanlar Arasına Bir Nefer Daha Eklendi... diyerek bir sene önce bu yola başladım. Yolun başında hedeflerim kısıtlı tutmuş olsam da geçen zaman içinde bir çok konu hakkında konuştuk. Açıkcası blog yazmanın hayatımda bu denli önemli yer edineceğini düşünememiştim. 2006 yılında MaFiAMaX Blog!'u kurup ilk yazımı 2007 yazdığımı düşünürsek ne kadar gerçekçi olduğumu görebilirsiniz :)

Blog yazmanın insana getirdiği faydalar emin olun Aspirin'den daha fazla. Bir kere insanın araştırma hevesini ateşleyip, sürekli güncel bilgiyi takip etmesini sağlıyor. Ben bu süre içinde kendimi bir çok konuda geliştirme fırsatı bulup bunu sizlerle paylaştım. Bundan sonra da paylaşmaya devam edeceğim.

Blog yazmanın en güzel yanı insanlara sesinizi duyurabilmenizdir. Ben bir sene boyunca duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşıp, bilgi ve deneyimlerimi de elimden geldiğince açık ve anlaşılır bir şekilde aktardım. İnsanlara bir şey öğretebilmenin verdiği hazzı aldığım için çok mutluyum. Sanırım öğretmenler bu yüzden hep var olacaklardır.

Son olarak bir yıl boyunca beni takip edip, gerektiğinde düşüncelerini paylaşan sevgili okurlarıma teşekkür etmek istiyorum. Bir blog yazarının okunduğunu bilmesi ve bunun akabinde insanların düşüncelerini öğrenebilmesi ona yazma gücü verir. Çünkü ancak böyle işe yarar bir şeyler yazdığınızı görebiliyorsunuz.

Bu zaman boyunca eğer sürçülisan ettiysem affola.

Görüşmek üzere...


Yazının devamını okuyun...>>

Şaşkın Japonlar

Önce okumaİstanbul sokaklarında dağıtılan ücretsiz gazete ile ilgili haberi burada yazmıştım. Gaste'den sonra ücretsiz başka bir gazete olan 20 Dakika dağıtılmaya başlandı.

Bu 2 gazeteyi birden alan vatandaş sayısı bir hayli fazla. Bunun nedeni Gaste'de bulunmayan magazin haberlerinin 20 Dakika'da çokça yer alması. Anlayacağınız bir gazetenin magazin eki gibi :-) Ne yazık ki yapılan her araştırmada magazin haberlerinden sıkıldığımız söylesek de başkalarının hayatına olan merakımız her zaman oldu, olacak...

Asıl anlatmak istediğim konuya gelirsek, malum, tek kişinin elinde 2 gazete olunca durumu bilmeyen biri okumaya ne kadar meraklı olduğumuzu düşünecektir. Üç yıldır trenle seyahat etmeme rağmen ücretsiz gazete dağıtılıncaya dek bu kadar gazete okuyan vatandaş görmüyordum.

Gazete okuyan japonİlkokuldayken bir hocamız Japon insanının okumaya olan merakından bahsetmişti. Bu kısa boylu teknolojik çocuklar her fırsat bulduklarında kitap okurlarmış. Metroda seyahat eden insanların nerdeyse tamamı kitap okuyarak vakit geçirirlermiş.

Japon insanının bu okuma merakı aklıma kazınmış olacakki bugün yaşadığım ilginç bir olayla bağdaştırmam zor olmadı. Sabah okula gitmek üzere Bostancı istasyonunda tren beklerken karşı perona gelen Başkent Ekspresi ve içindeki Japonlar dikkatimi çekti. Aslına bakılırsa onları ilk kez görmedim; fakat bugün onların bize daha bir ilgiyle baktıklarını düşündüm, en azından öyle hissettim. Karşılarında her birinin elinde 2 gazete olan Türk insanını görünce acaba ne düşündüler?


Yazının devamını okuyun...>>

Son Yorumlar