27 Mayıs 2018

TurkNet'e Geçiş Hikayem


Yaklaşık bir hafta önce TurkNet'e geçiş yaptım ve bu süreç öncesi ve sonrası yaşadıklarımı kısaca özetleyeceğim.

Mart 2003'te evimize gelen bilgisayar ile başladı bu macera. Daha öncesinde o zamanlar oldukça popüler olan internet kafelerde oyun oynar, bilgisayarı öğrenme açlığımı da PCnet ve Donanımhaber forumlarında giderirdim. 2007 yılının yine başlarında ADSL ile tanıştık. Bu zamana kadar 56K modem bağlantısı ile internete ara sıra evden bağlandığım olmuştu. Hem çok yavaş hem de kullandığın kadarı faturaya yüklü bir miktarda yansıyordu; İtiraf ediyorum evdekilerin haberi olmadan bağlanıyordum :)

ADSL paketimiz aylık 4GB kotalı ve hızı 256 Kbps idi. Bugün ortalama 8 Mbps hıza sahip birine göre 32 kat yavaş bir internet bağlantısı ve üstelik 4 GB kota bittiğinde de kullanılan her MB faturaya yansıyordu. Yani AKN diye bir şey de yoktu. Sonrasında en düşük hızın 1 Mbps'a yükseltildiğinde ülkede yaşanan sevinç görmeye değerdi :) Lafı daha fazla uzatmadan TurkNet'e geçiş sürecini anlatayım.

11 Yıl Önce Başlamıştık

Blog Tutmaya Başlayanlar Arasına Bir Nefer Daha Eklendi... demem üzerinden 11 yıl geçmiş. Üniversite öğrencisi iken okulun bilgisayar laboratuvarında Blogger üzerinden mafiamax.blogspot.com adresini aldığım zaman dün gibi gözlerimin önünde. Kayıt olurken ne yapacağımı bile bilmiyordum üstelik...

Evimize 256 Kbps ADSL geldiğinde nasıl da mutlu olmuştum anlatamam. Üstelik aylık 4 GB kota sınırı vardı ve bu kota aşıldıktan sonra kullanılan her MB ayrıca faturaya yansıyordu. Şimdiki gibi AKN yoktu. Evde 3 kardeş interneti sadece zaruri amaçlar için kullanırdık. ADSL'nin gelmesi ile bendeki yeni şeyler öğrenme ve yazı yazma aşkı alevlenmiş, ayda 20-30 adet yazı yazmaya başlamıştım. Bugün, bloguma baktığımda en son yazımı 10 ay önce yine yaş günümüzü kutlamak için yazdığımı görünce içimi kaplayan hüznü ve geçmişe duyduğum özlemi anlatamam.

Geçen yılları geri getirmek mümkün değil. Ama bu bloga bakarak o günleri net bir şekilde hatırlayabildiğim için mutluyum. İyi ki bu blogu hayata geçirmiş ve tarihe notlar bırakmışım.

Bugüne kadar beni yalnız bırakmayan ve buraya yorumları ile değer katan tüm ziyaretçilerime teşekkür ederim.

17 Haziran 2017

10 Yılı Devirdik

1, 2, 3, 4 (bu yaş günü kutlamayı unuttuk!), 5, 6, 7, 8, 9 (sağlık sorunlarım nedeniyle bu yaş gününü de kutlamadım!) derken tam 10 yıl geride kaldı. Çocuğunuzun yaş günün kutlamak gibi. Büyüdükçe elinizden kayıp gidiyor. Daha az iletişim kurup daha az ilgilenebiliyorsunuz. Geçmişi özlüyorsunuz...

Facebook, twitter, instagram gibi sitelerden önce insanların kitlelere ulaşması kolay değildi. 2008 yılında twitter hesabımı açtığımda hükümetlerin yıkılmasında bile kullanılabilecek bir araç olacağını kim bilebilirdi ki!

İnsanların büyük çapta kitlelere ulaşıp etkileşime geçmesi blog altyapısı ile oluştu. Forum siteleri çok daha önceden olmasına rağmen blog gibi kişisel bir alana sahip olmak farklıydı. Bu konuda Türkiye'nin o zaman en popüler olan blog yazarları ile röportaj gerçekleştirip Blogküre'nin Kararı: Forumlar Blogların Gölgesinde Kaldı başlıklı yazımı yayınlamıştım.

28 Mayıs 2017

Office Background Task Handler Registration Sorunu

Büyük ihtimalle başlıktaki uygulama ile daha önce hiç karşılaşmadınız. Microsoft Office yazılımın arka plan uygulamalarından biri. Benim dikkatimi çekmesinin nedeni ise saatte bir Windows Komut İstemi (CMD) panelini çok çok kısa süreliğine ekrana getirip tekrar kaybolması oldu. O kadar hızlı açılıp kapanıyor ki komut satırında ne yazdığını göremiyorsunuz. #wannacry virüsünün dünyayı tehdit ettiği bir dönemde virüs bulaştığını düşünmeye başlamıştım. İnternette araştırma yaptım ama elle tutulur bir cevap bulamadım. Çoğu yorumda "virüs olabilir, format at" tavsiyesi var. Üstelik bu yorumları Amerikalılar yapıyor, bu tavsiye bize has sanırdım :) Yılmadım ve bakın nasıl buldum...

22 Ocak 2017

Recuva ile Silinmiş Dosyaları Kurtarın

Dosya boyutlarının artması ve günlük hayatta yapılan bir çok işin dijital hale gelmesi sebebiyle verilerin saklanması ve korunması günümüzde en önemli problemlerden biri haline geldi. Öyle ki bu hizmeti kurumsal ölçekte veren büyük ölçekli şirketler bile var. Bu yazımda sabah başıma gelen olayı sizlerle paylaşıp deneyimlerimi anlatacağım.

Yıllardır iş ve kişisel verilerimi aynı HDD'e yedekliyordum. Geçen hafta dizüstü bilgisayarımdan çıkan sabit HDD'yi taşınabilir HDD olarak kullanmak için kutu aldım ve kişisel dosyalarımı buraya yedekledim. Dosyaları taşıdıktan sonra, eski HDD'teki kopyalarını sildim.

Bu sabah, bazı dosyalarımın kopyalanmadığını gördüğümde kurtarma operasyonu başlattım ve 15 dakikada 5 GB silinmiş dosyayı geri getirdim.

HDD'lerden aslında hiç bir dosya silinmez. Yeni bir şey yazdıkça silinmiş dosyalar üzerine yazılır. Silme işlemi gerçekleştikten sonra, çok fazla yazma işlemi gerçekleştirilmiş bir HDD'den veri kurtarmak zorlaşır. Bir süre sonra imkansız hale gelebilir. Kurtarma işlemini gerçekleştirdiğim HDD'e yeni veri yazmadığım için sildiğim dosyaları kurtarmam kolay oldu.

Operasyon Başlasın


Daha önce de veri kurtarma işlemi gerçekleştirdiğim için bir çok yazılımı denedim. Veri kurtarma işlemi yapan bir çok ücretli ve ücretsiz yazılım var. Ücretsiz olanların çoğu dosya boyut sınırı getiriyor ve işleminiz yarıda kalıyor. Yazılım ile yüklenen reklamlar da cabası. Kullandıklarım arasında en iyisi Recuva. CCleaner yazılımını bir çok kişi biliyordur, bu yazılım da aynı şirkete ait. Kurulurken, Google arama motorunu varsayılan olarak kurmak isteyip istemediğiniz sorması dışında kesinlikle ekstra bir şey yüklenmesini talep etmiyor. Yazılımı açtığınızda Kurtama Sihirbazı ile hızlıca hangi dosya türünü ve nerede arama yapacağınızı soruyor ve aramaya başlıyor...

01 Ocak 2017

Bilgisayarınızı Hayata Döndürün

Yeni, yine, yeniden...

Bu slogan ile sizlere seslenmeyeli o kadar uzun bir zaman oldu ki! Hala yaşadığımdan emin olmanız için 2009 Mart ayından bu yana kullandığım dizüstü bilgisayarımı hayata döndürme operasyonunu anlatmak istiyorum.

Casper CN-VTP 8600A model (daha çok bilinen adıyla Casper TW8) bilgisayarımı 1700 TL fiyata satın almıştım. 2009 yılın orta-üst düzey donanım bileşenlerine sahip olan bu bilgisayarda nice projeler geliştirip ne oyunlar oynadım :) Her ne kadar şimdi Casper markası daha az ön yargı ile karşılaşsa da 2009 yılında Casper dizüstü almak kimilerine aptalca gelmişti. Aynı donanıma daha fazla para vermek yerine bu bilgisayarı almıştım. Verdiğim karardan hiç pişman olmadım, Allah'a şükür hiç servis yüzü görmedim.



Donanım Özellikleri

İşlemci: Intel Core 2 Duo P8600
Ekran kartı: Nvidia 9600M GS grafik işlemci - 128 bit, 512 MB DDR2
RAM: 4 GB DDR2

Bilgisayarımı son bir yıldır sadece film seyretmek için kullanıyorum. Film izlerken bile fan devrinin maksimum seviyede olması ve bir kaç defa da aniden kapanmasından şüphelenmiştim ama işimi gördüğü için pek üstünde durmamıştım. Geçen hafta uzun bir aradan sonra oyun oynamaya karar verip bir hevesle oyuna başladım ama 5 dakika sonra FPS değerinin saniyede 2-3 kareye düşmesi ile birlikte sıcaklık sorunu kendini belli etmiş oldu. Klavyenin işlemci ve ekran kartının denk geldiği kısımda elimi tutamaz oldum. Sıcaklık değerine baktığımda ise 95 santigrat dereceyi gördüğümde yangın söndürücü aradım desem abartı olmaz.

Eskiden masaüstü bilgisayarımı sürekli temizler, termal macununu yeniler donanım bileşenlerini yükseltirdim. Çevremdeki bir çok insanın da bilgisayarını toplamıştım. Bilgisayar ile uğraşmanın verdiği o zevki unutmuşum, ve yeniden hatırlamanın vaktinin geldiğini düşünerek araştırmaya başladım...

03 Ocak 2016

B12 Vitamin Eksikliği - Pernisiyöz Anemi

"Erkek adamda bu kadar kansızlık (anemi) olması normal değil" demişti yıllar önce doktor. 2003 yılında neredeyse bir seneye yakın bir tedavi görmüştüm. İlk zamanlar demirden gelen pas kokusuna benzer bir tat bırakan garip bir şurup içiyordum. Sonrasında değerler normale dönmediği için, haftada iki defa, damardan serumla verilen bir ilaç kullanmıştım. Dışarıdan bakıldığında kan torbasına benziyordu.

Yapılan tedaviler sonucu kan değerlerim normale dönmüş ve ben de tedaviyi bırakmıştım. Ancak, tedaviden daha önemli olan sebebini bulmaktı ve biz bunun için uğraşmamıştık.

Yıllar geçti, ve bende başlayan ani saç dökülmesi sonucu saçların 1/4 nü kaybettim. Genetik diyip her zamanki gibi geçiştirildi. Son bir kaç seneye kadar kendimi iyi hissettiğim için kan tahlili yaptırmamıştım. Sanırım en son 2010 yılında askerden döndüğümde yaptırmıştım.

Geçen hafta, bir hafta boyunca süren kaşıntı şikayeti sonucu dermotoloji doktoruna gittim. Cildimde hiç bir kabarıklık, kızarıklık olmadığı için karaciğerden şüpheledim ve kan tahlili yaptırmasını istedim. Doktora kalsa kan tahlili yapmayacak kaşıntı ilacı verecekti. Geçen cumartesi aldığımız sonuca göre ciddi derecede B12 vitamin eksikliğim var. Her türlü hayvansal gıdayı da yememe rağmen vücudumda B12 vitamini emilmediği için yediklerim boşa gidiyor.

B12 vitamini mide ve ince bağırsakta intrinsik faktör olarak adlandırılan bir proteinle birleşmesi gerekiyor. Bazı kişilerin vücutları yeteri kadar intrinsik faktör üretemediği için yeteri kadar B12 vitamini emilmiyor. Bu durumda, pernisiyöz (habis) anemi sorunu çıkıyor. Daha fazla bilgi için interneti araştırabilirsiniz.

Vitamin ekslikliği önemsiz bir şeymiş gibi geliyor kulağa. Oysa ki hayati öneme sahip alyuvar hücreleri bu vitamin sayesinde üretilebiliyor. Yani, yıllarca normalden az alyuvar ile yaşamışım, saçlarım dökülmüş, depresyona meyletmişim. Bu hastalık olmasa Einstein olacakmışım :) Annem kan tahlili yapmam için ısrarcı olmasa hala haberimiz olmayacaktı. Annem sağolsun.

B12 vitamini vüdunuz tarafında emilmeyince ömür boyu iğne kullanmak durumunda kalıyorsunuz. Sağlık gerçekten de en önemli şey. Kendinize dikkat edin.