Ana içeriğe atla

Dizi Keyfi Başkadır!

Diziler bir çok televizyon izleyicisi için vazgeçilmezdir. Bazı televizyon izleyicileri bir diziyi takip ederken bazıları ise nerdeyse her akşam farklı bir diziyi takip eder. Gerçek şu ki eğer bir dizinin fanatiği olursanız, dizide gerçekleşen saçmalıklar gözünüze gözükmez olur. Tabi bazı çok dikkatli ve eleştirel gözle izleyen izleyiciler ne olursa olsun prensiplerinden vazgeçmez ve en çok sevdiği dizi de olsa hatalarını bulur ve söyler. Bana gelirsek, sanırım fazlasıyla 2. tip tv izleyicisi profilindeyim.

En son izlediğim yerli dizi Kurtlar Vadisi idi. Ondan öncesinde ise Çocuklar Duymasın dizisini izlerdim. Herhalde daha öncesi yok gibi birşey. En azından hiç bir diziyi bu 2'si kadar takip etmedim. Kurtlar Vadisi sevdam 2.sezonda başladı. Ondan öncesinde babam izler ben ise "ne anlıyorsun bundan?" diye yakınırdım. Takii 2.sezona gelinceye kadar. Beni bir izleme aldı gitti. Her Perşembe'yi iple çekmeye başladım. Ama baktım ki ne kadar da sevsem her izleyişimden sonra "saçmalıkla dolu bir dizi" diye de sitem ediyordum. Daha sonra git gide soğumaya başladım, ancak o kadar izleyipte sonunu görmemek istemiyordum. Bu yüzden de diziyi bitene kadar izledim.


Bu izlediğim son yerli diziydi. Kaldı ki 2006 ilkbaharından önce de yabancı dizi izlememiştim. İzlediğim ilk yabancı dizi Prison Break'ti. Bu dizi aklımı başımdan almıştı. Yavaş yavaş yerli dizilerin niye bu kalitede çekilmediğini sorgulamaya başladım. Daha sonra bundan önce izlediğim tüm dizileri bir köşeye attım ve boşuna izlediğimi düşündüm. Bendeki fanatiklik o kadar arttıki etrafımdakileri bu diziyi izlemeleri yönünde zorlamaya başladım. Eminim bir çoğunuz bunu yapmıştır. :-) Ben Prison Break'ten başka bir diziyi düşünmezken, bir gün ilköğretim okulu öğretmenim(hala görüşür, sohbet ederiz) sayesinde Lost ile tanıştım. Tanıştım ama ne tanışma. Malumunuz Lost ücretli bir platformda yayınlandığından DVD'leri ilaç oldu bize. Kardeşimde bana çekmiştir dizi izleme konusunda. Sömüre sömüre bir şey yapmak deyimi vardır ya... İşte biz Lost'u sömüre sömüre izledik. Her akşam 3 ila 6 bölüm izledik. Bu dizide de saçmalıklar oluyor, ancak diziden nefret edilecek kadar değil...

Artık iki tane çok iyi diziyi izlemenin verdiği zevkle, yerli dizileri görmez oldum. Hatta Kurtlar Vadisi Pusu'yu duyduğumda da hiç umursamamıştım. Sadece ilk bölümünü meraktan izlemiştim. 5. bölüme kadar olan bölümleri ise izlemedim. 5. bölümü ise reklamlarda tesadüf eseri gördüm ve baya hoşuma gitti. Bende izlemeye karar verdim ve izlediğime de deydi doğrusu. Çünkü onca bölüm izledim, ilk defa mantık hatalarının sıfır denecek kadar azdı olduğunu gördüm. Sanırım Pusu çok daha profesyonel çekiliyor.

Prison Break'i tvde takip ediyordum. Ancak 2. sezonu kaçırdığımdan dolayı sonra izlemeye karar verdim. Pusu bu boşluğu doldurur inşallah. Hep beraber göreceğiz...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabit Diskinizde 60 GB Yer Açmak İster misiniz?

Windows XP ile hayatımıza giren Sistem Geri Yükleme aracı bazı durumlarda hayat kurtarıcı olsa da kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, fazla güvenmememiz gerektiğini öğrendiğim bu araç sabit diskinizin boyutuna bağlı olarak gerektiğinden fazla iştahlı olabiliyor.

Windows XP ve Windows 7 işletim sistemi kullanıyorsanız Sistem Geri Yükleme aracının sabit diskinizde kullanacağı boyutu belirleyebiliyorsunuz. İş Windows Vista'ya geldiğinde kullanıcı arayüzü ile bu işi halletmeye imkan yok. Komut satırı ile değişiklik yapak gerekiyor.

Sabit diskiniz zamanla biriken sistem geri yükleme noktaları sebebiyle her geçen gün kan kaybeder. İşte bu noktada, sabit disk boyutunuza bağlı olarak eski geri yükleme noktalarını silip 60 GB'tan fazla yer açmanız mümkün. Sistem Geri Yükleme aracı sabit diskinizin %15'i kadar yeri kendine tahsis edebiliyor. Günümüzde kullanılan sabit disk boyutlarını düşündüğümüzde de 500 GB'lık bir sabit diskte 75 GB yeri -bazen- gereksiz yere heba etmiş oluyo…

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)

Yeni, yine, yeniden...

Sanırım bu sloganın ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için tekrarlarsam, bu sloganı Blogger İpuçları kategorisi altında yazdığım yazılarda başlangıç cümlemdir :-) Yaklaşık bir haftadır bir çok kişi bana "Yorum Gönder" butonunu nasıl değiştirdiğimi sorup durdu. Aslında cevabı çok basit; <img src=.../> etiketini kullanarak :-) İşlem bu kadar basit olmasına rağmen bir çok kişi bu ve bunun gibi basit işlemleri yapamıyor. Daha doğrusu sorun Blogger şablonunun XML olmasından kaynaklanıyor. Blogger şablonumuza baktığımızda herşeyin sunucularda barındırılan bir değişkene atandığını görüyoruz. Yani kimse şablununun kodları arasında "Yorum Gönder" ibaresini göremez! Onun yerine, <data:...> etiketi ile atanan değişkeni görür. Ancak değişken diyince akla garip garip ifadeler gelmesin, Google bu işi yaparken değişkenlere verdiği adlarda İngilizce anlamlarını verecek şekilde isimlendirme yapmış. Burda bahsi geçen "Yorum Gönde…