Ana içeriğe atla

Lost Bitti, Şafağa 200 Küsür Gün Var...

Lost bitti, artık kendisinden bahsetme zamanım geldi sanırım. Bu ismi duymayan kalmamıştır herhalde. Benimde dizi ile tanışmam bu yılın başlarında oldu. Size dizi ile nasıl tanıştığımı anlatmak istiyorum. Soğuk bir kış sabahı (bu yıl da ne kış yaşandıysa) ilköğretim okulundaki hocamın evine gitmiştim. Kendisini ara ara ziyaret ederim, vefalı öğrenciyim 7 yıl oldu bitireli. Sohbet ederken laf Prison Break dizisinden açıldı. Prison Break dizisini hocama anlat anlat bitiremiyorum. Kendisi Prison Break'i izlediğini ama Lost adındaki dizinin kendisini daha çok bağladığını söyledi. Tabi başladı o da diziyi anlatmaya. İşte bir uçak kazası oluyor, sonra düşen uçaktan insanlar sağ salim çıkıp adadan kurtulmaya çalışıyorlar....


Bu konuşma böle geçtikten sonra işin aslı beni sarmayacak olacak ki konuyu geçiştirdim. Sonra bana 1.sezon DVD'lerini verdi ve kesinlikle izlememi söyledi.

Eve gittiğimde DVD'ler aklımdan çıkmıştı bile! DVD'leri masanın üzerine koymamla bir daha bakmam arasında 2 gün geçti :-) Dedim ya ilgimi çekmemişti. Sonra canım sıkıldı ve DVD'lere bir göz atayım dedim. Ben bu lafı dedim ya ayvayı yiyeceğim hiç aklıma gelmemişti. Allah'ım o ne, ilk bölümü izlemeye başladım ve ilk dakikadan itibaren kendimden geçtim. Gecenin bir yarısı kardeşimi tam yatmak üzere iken yataktan kaldırdım ve onuda izlemesi için ikna ettim. Sonra ne mi oldu? Her akşam kardeşim ile ben ilacını bekleyen hasta gibi akşamın 7 olması ile birlikte günde 3-5 bölüm izlemeye başladık. Lost almadığımız akşam krize girmeye başladık. Allah'ım 1. sezon bitti, biz ne yapacağımızı şaşırdık, başladık etrafımıza saldırmaya :-) Sonra 2. sezon 3.sezon derken baktık ilacımız stoklarda da tükenmiş. Şimdi ise 200 küsür gün beklemek zorundayız. Kardeşime ara sıra biz bu diziyi yada ilacı günde 3-5 doz almak yerine 2 doz mu alsaydık diye soruyorum. Böylece daha geç biterdi ve daha az beklerdik. Ama olan oldu. Şimdi bakıyorum da hocamı anlayabiliyorum. Kadıncağız diziyi bana anlatmak için ne kadar da çabalamıştı. Ben ise hiç oralı olmamıştım. Şimdi aynı anlatma içgüdüsü bende de var. Lafı açıldığı yerde başlıyorum şakımaya. Aslında ilk defa duyan birine anlatmak baya bir zor oluyor (bknz:ben) Ne adamı=? düşen uçak mı? kurtulmaya çalışan insanlar mı? oha ada canlı mı? yok canım bir de kara duman mı var?.... böyle sorularla muhattap zorunda kalıyor insan. Gerçektende bu dizi anlatılmaz izlenir.

Hayatımda en gördüğüm en güzel kurgu, karakter analizi, görsel, vs... bu dizide. Dizi hakkında bir çok site ve forum var. Ben uzun süredir Yüzsekiz.com sitesini takip ediyorum. Site Lost açlığınızı doyuracak cinsten yüksek dozlu :-) Ama bu beni kesmedi derseniz Google'da "Lost" diye aratmanız ile Lost cennetine bir adım yaklaşmış olacaksınız.

Bazı dizi izleyicileri yabancı dizi izleyen CNBC-e kölelerini pek sevmez. Ben de başlarda yabancı diz fanatikliğini bir türlü anlayamıyordum. Ama insan yabancı dizilerdeki kaliteyi görünce ister istemez bağlanıyor. Tabi ki hepsi bir değil. Şimdiye kadar 4 yabacı dizi izledim ve her birinin kalbimde ayrı yeri vardır.

Bunlar:

  • Knight Rider (Kara Şimşek) - Pek hatırladığım söylenemez.
  • A Takımı - Bayılıyordum izlemeye, ara ara çıkıyor ve ben izlemekten vazgeçmiyorum.
  • Prison Break - Lost yüzünden 2.sezonu tam izleyemedim.
  • Lost - 3 sezon da bitti, şimdi şafak kaç diye sorar oldum.


Henüz Lost izlememiş ziyeretçilerime en azından bir deneyin demek istiyorum. Tabii bir şartla, sonra bizi bağımlı yaptın deyip kızmak yok :-)

En son olarak şunu da söylemek istiyorum. Dizide bir çok yapımda olduğu gibi saçmalıklar ve hatalar var. Ama bunlar dizinin verdiği keyif ve heyacanın yanında gözünüze batmak bir yana bazen gözükmüyor bile.

Yorumlar

  1. gerçekten lost güzel bir dizi gerek aksiyon grekse oyuncular cok iyi yorumluyorlar diziyi iddia ediyorum öyle bir dizi daha yapılmaz sizce olur mu

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren yorumları sevmiyor, Türkçe'nin doğru kullanıldığı yorumları ise çok seviyoruz.

HTML: <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
Uyarı: URL adresi belirtirken lütfen başına http:// protokolünü koymayı unutmayın!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabit Diskinizde 60 GB Yer Açmak İster misiniz?

Windows XP ile hayatımıza giren Sistem Geri Yükleme aracı bazı durumlarda hayat kurtarıcı olsa da kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, fazla güvenmememiz gerektiğini öğrendiğim bu araç sabit diskinizin boyutuna bağlı olarak gerektiğinden fazla iştahlı olabiliyor.

Windows XP ve Windows 7 işletim sistemi kullanıyorsanız Sistem Geri Yükleme aracının sabit diskinizde kullanacağı boyutu belirleyebiliyorsunuz. İş Windows Vista'ya geldiğinde kullanıcı arayüzü ile bu işi halletmeye imkan yok. Komut satırı ile değişiklik yapak gerekiyor.

Sabit diskiniz zamanla biriken sistem geri yükleme noktaları sebebiyle her geçen gün kan kaybeder. İşte bu noktada, sabit disk boyutunuza bağlı olarak eski geri yükleme noktalarını silip 60 GB'tan fazla yer açmanız mümkün. Sistem Geri Yükleme aracı sabit diskinizin %15'i kadar yeri kendine tahsis edebiliyor. Günümüzde kullanılan sabit disk boyutlarını düşündüğümüzde de 500 GB'lık bir sabit diskte 75 GB yeri -bazen- gereksiz yere heba etmiş oluyo…

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)

Yeni, yine, yeniden...

Sanırım bu sloganın ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için tekrarlarsam, bu sloganı Blogger İpuçları kategorisi altında yazdığım yazılarda başlangıç cümlemdir :-) Yaklaşık bir haftadır bir çok kişi bana "Yorum Gönder" butonunu nasıl değiştirdiğimi sorup durdu. Aslında cevabı çok basit; <img src=.../> etiketini kullanarak :-) İşlem bu kadar basit olmasına rağmen bir çok kişi bu ve bunun gibi basit işlemleri yapamıyor. Daha doğrusu sorun Blogger şablonunun XML olmasından kaynaklanıyor. Blogger şablonumuza baktığımızda herşeyin sunucularda barındırılan bir değişkene atandığını görüyoruz. Yani kimse şablununun kodları arasında "Yorum Gönder" ibaresini göremez! Onun yerine, <data:...> etiketi ile atanan değişkeni görür. Ancak değişken diyince akla garip garip ifadeler gelmesin, Google bu işi yaparken değişkenlere verdiği adlarda İngilizce anlamlarını verecek şekilde isimlendirme yapmış. Burda bahsi geçen "Yorum Gönde…