Ana içeriğe atla

NFS: Pro Street Gümbür Gümbür Geliyor...

EA Games'in belki de en çok sevilen oyun serisi NFS serisidir. NFS serilerine yeni bir soluk getiren oyun ise NFS Underground olmuştu. Bu oyun ile NFS serileri farklı bir yol izlemeye başladı. Bu yeni yolun çok başarılı olduğu hayran kitlesinin sayısına ve hakkında çıkan olumlu yorumlara bakılınca rahatlıkla anlaşılıyor. Yakında çıkacak olan NFS Pro Street ile çıta daha da yukarı çıkacak. Yazımın devamında size kısa bir geçmiş ve PC oyuncularının en büyük sorunu olan FPS oranı ile ilgili bir kaç şey anlatacağım...


EA Games bu başarıyı daha da ileri götürebilmek için hız kesmeden NFS Underground 2, NFS Most Wanted ve NFS Carbon oyunlarını çıkardı. Bu oyunlardan en başarılı olanı ise hiç kuşkusuz Most Wanted idi. Gerek grafikleri gerekse araç sayısının çokluğu ile diğer oyunlardan sıyrılmıştı. Ama Most Wanted'ı daha da farklı yapan özelliği ise NFS Undergrond ile karanlığa gömülen oyunu artık gündüz oynama zevkine varabilmiştik. Most Wanted'tan sonra çıkan Carbon ise bekleneni tam olarak veremedi. İşte tam burada EA Games devreye giriyor. Firma yakında çıkacak olan NFS Pro Street oyunu ile gönlümüzü alacak gibi görünüyor. Oyun tanıtım videoları da izlediğinizde ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz.

Videoyu izlediğinizde PC oyuncularının en büyük sorununu da görmüş olacağız. Bu sorun NFS serilerinde kendini oldukça belirli hale getiriyor. Bu sorun düşük FPS oranı (Frame Per Second-Saniyedeki Kare Sayısı). Bu oran düşük olduğu zaman görüntüde takılmalar olur. Bazen FPS oranımız, gözlerimizin takılmaları bariz şekilde seçmesine izin vermeyecek şekilde yüksek olabilir. Bu oran genellikle 30 FPS kadardır. Ancak NFS gibi hızlı karelerin oluştuğu bir oyunda 300 KM hız ile gitseniz bile bu hızla gitmiyormuşsunuz gibi hissedersiniz. Bunun sebebi FPS oranıdır. Videoya dikkat ederseniz arabanın hızlandığı sahnelerde gerçektende hız limitinde gösterilen hızda gittiğiniz hissedebiliyorsunuz.

Konsolların son zamanlardaki başarısı yüzünden PC oyunculuğu darbe üzerine darbe yiyor. Bunun tek sebebi oyunlardan yüksek verim alabilmelerinden kaynaklanıyor. Konsolların donanımlarına bakıldığı zaman benzer bir donanımı PC'de toplamaya kalktığımızda 3000 USD gibi yüksek bir maliyet oluşuyor, konsolların fiyatı ise ortada. Gerçekten de bir oyunu aldığınızda acaba benim sistemim kaldırır mı gibi telaşlara kapılmamak çok güzel bir duygu olmalı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabit Diskinizde 60 GB Yer Açmak İster misiniz?

Windows XP ile hayatımıza giren Sistem Geri Yükleme aracı bazı durumlarda hayat kurtarıcı olsa da kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, fazla güvenmememiz gerektiğini öğrendiğim bu araç sabit diskinizin boyutuna bağlı olarak gerektiğinden fazla iştahlı olabiliyor.

Windows XP ve Windows 7 işletim sistemi kullanıyorsanız Sistem Geri Yükleme aracının sabit diskinizde kullanacağı boyutu belirleyebiliyorsunuz. İş Windows Vista'ya geldiğinde kullanıcı arayüzü ile bu işi halletmeye imkan yok. Komut satırı ile değişiklik yapak gerekiyor.

Sabit diskiniz zamanla biriken sistem geri yükleme noktaları sebebiyle her geçen gün kan kaybeder. İşte bu noktada, sabit disk boyutunuza bağlı olarak eski geri yükleme noktalarını silip 60 GB'tan fazla yer açmanız mümkün. Sistem Geri Yükleme aracı sabit diskinizin %15'i kadar yeri kendine tahsis edebiliyor. Günümüzde kullanılan sabit disk boyutlarını düşündüğümüzde de 500 GB'lık bir sabit diskte 75 GB yeri -bazen- gereksiz yere heba etmiş oluyo…

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)

Yeni, yine, yeniden...

Sanırım bu sloganın ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için tekrarlarsam, bu sloganı Blogger İpuçları kategorisi altında yazdığım yazılarda başlangıç cümlemdir :-) Yaklaşık bir haftadır bir çok kişi bana "Yorum Gönder" butonunu nasıl değiştirdiğimi sorup durdu. Aslında cevabı çok basit; <img src=.../> etiketini kullanarak :-) İşlem bu kadar basit olmasına rağmen bir çok kişi bu ve bunun gibi basit işlemleri yapamıyor. Daha doğrusu sorun Blogger şablonunun XML olmasından kaynaklanıyor. Blogger şablonumuza baktığımızda herşeyin sunucularda barındırılan bir değişkene atandığını görüyoruz. Yani kimse şablununun kodları arasında "Yorum Gönder" ibaresini göremez! Onun yerine, <data:...> etiketi ile atanan değişkeni görür. Ancak değişken diyince akla garip garip ifadeler gelmesin, Google bu işi yaparken değişkenlere verdiği adlarda İngilizce anlamlarını verecek şekilde isimlendirme yapmış. Burda bahsi geçen "Yorum Gönde…