Ana içeriğe atla

Kadıköy'ü Anlatmak Yetmez...

Kimi için İstanbul'un en kalabalık ilçesi. Kimi için en romantik ilçesi. Kimi için Fenerbahçe'nin kalbi. Kimi için se en güzel buluşma noktası olan Boğa heykeline sahip yeri. Vs... Benim içinse yaşam yeri. Kadıköy'e olan aşkımı nasıl dile getirsem bilmiyorum ki! Baştan söyleyeyim konuya tarafsız bakamayacağım, ve size bu yazımda Kadıköyümü anlatmaktan bitiremeyeceğim :-)


Kadıköylü olmam 6 yaşıma rastlar. Şimdi düşünüyorum da iyi ki babamın işi Avrupa yakasından bu yana gelmiş te bizde burda oturmuşuz. Kadıköy'e aşık olmam, onu anlamam lise zamanıma denk gelir. Çünkü gözümüzün açıldığı zamanlardır lise yılları. Okuldan kaçtın mı hop Kadıköy'e. Bir yerde mi buluşacaksın hemen Kadıköy boğa heykeli. Alış verişe mi gideceksin Kadıköy var yahu, nereye gideceksin başka. Sonra karşıya geçerken Kadıköy'den bir simit alıp vapurda martılara atmazsan bir geleneği bozmuşsun demektir. Hele aşıkların mekanı Moda sahili es geçersek yuh olsun bize :-)

Okuldan kaçmayla başlayalım. Lisede ders programımız ilk 4 dersten sonra yarım saat mola daha sonra ise 4 veya 3 ders kadardı. Buradaki yarım saat bizim için milattan önce ve sonra gibiydi. Ya sabahtan Kadıköy'de buluşur internet kafeye gidip Battlefield veya Counter "atar", öğle arasında ise okula geri dönerdik ya da öğle arasından sonra okuldan kaçar öyle Kadıköy'e giderdik. Ama hep bir hedef vardı; Kadıköy. O sabahları buluşup 3-4 saat internette toplu oyun oynamak ne güzeldi. Sonra acıktıysak "patso", "pisikopat", "sosisli", "tavuk döner" yer, ordan da yola çıkardık. Ben bir yerden yoklama fişi bile bulmuştum :-) Yani keyfimiz yerindeydi. Ama her güzelliğin olduğu gibi lise yıllarının da bir sonu geldi ve o günler anılar kütüphanesinde yerini aldı.

Her insanın bir kaç dostu olur. Bir kaç diyorum çünkü dost dediğin herkesle olunmaz, olunamaz. Neyse konu bu değil. Ben de bir kaç dosta sahibim. Bunlardan biri de sizin Photoshop Dersleri yazılarından tanıdığınız Baran'dır. Onla en güzel anılarımız Kadıköy'de olmuştur. Bazen cebimizde 3 kuruş para olmazdı ama biz tok karınla gezerdik. Muhabbet karnımızı doyururdu. Moda sahile gidip BİM'den hem ucuz hem de güvenli sloganıyla aldığımız ıvır zıvırımızı yediğimiz de çok oldu. Ama en güzeli Güneş batarken denizi seyretmek, ve en güzelinden sohbet etmek olurdu. Bugün o günlerden daha biriydi. Baranla yine bir Kadıköy macerası yaşama vakti gelmişti. Uzun zaman da olmuştu buluşmayalı. Her zamanki gibi sevgili boğamızın orda buluşup gezmeye başladık. Gezip yedikten sonra yine gün sonunu Moda sahil de o evlerin dibindeki yamaçta getirdik. Yine yanımızda BİM'den aldığımız navalemizle birlikte. Belkide Moda'da tek sinir olduğumuz şey aşıkları sarmaş dolaş görmek. Biz de insanız bizim sevgilimiz yok diye de bu kadar da işkence yapılmaz ki :-) Şu Baran'la iki kız kardeşi bulsaydık ne güzel olurdu. Bacanak olurduk ne güzel.

Bu arada çok ta komik bir olay oldu Moda sahilde. Ben uzaktan gelen müzik sesini duyup mırıldandığım da abi ben niye duymuyorum gibi bir konuşma geçti. Sonra ben ona

-"abi nasıl duymazsın bak hatta Deniz Seki söylüyor" diye söylendim. Sonra muhabbet arasında kaynadı. Bir ara ben yine
-"abi müzik geliyor bir yerden nasıl duymazsın, bak hatta bu seferde Teoman söylüyor" dediğimde
"-abi yok valla duymuyorum" diyince,
-"abi herhalde bu müziği sadece ben duyuyorum" dedim. Bir ara çok müzik dinlediğimden beynimdeki sesleri duymaya başladığımı bile düşündüm. Tabi bunu aklımdan geçirmemle cebimde taşıdığım medya çalarım aklıma geldi. Meğer benim yol arkadaşım cebimde açılmış :-) Farkedince gülmekten yerlere yarıldık. Sonra Baran bey geçti benle dalgasını.

Kadıköy iskelesi. Günde binlerce insanı ağırlar. Karşının yükünü almış insanları akşamleyin evlerine ulaştıracak yerdir. Sonra sadece stres atmak için bile vapura binilir. Çünkü bilirsiniz eğer yanınızda simit varsa martılar sizi yalnız bırakmaz. Dalgaların çıkardığı o melodi ile adeta havada dans ederler, tabi simit için de yaptıklarını düşünmüyor değilim.

Kadıköy'de şimdi adım atacak yer yok. Ama çok değil daha 55 yıl kadar önce amma da küçükmüş.

Kadıköy'ü anlat anlat bitiremem, en iyisi siz daha fazla sıkılmadan ben de en tatlı yerinde keseyim. Kadıköy'ün eski fotoğraflarını görmek için Kadıköy Belediyesi'nin resim galerisine uğrayabilirsiniz. Hele bir resimde 2-2,5 mt. yağmış karı görünce şok olacaksınız. Bu arada ben de yazım daki resimleri ordan çaldım :-)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabit Diskinizde 60 GB Yer Açmak İster misiniz?

Windows XP ile hayatımıza giren Sistem Geri Yükleme aracı bazı durumlarda hayat kurtarıcı olsa da kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, fazla güvenmememiz gerektiğini öğrendiğim bu araç sabit diskinizin boyutuna bağlı olarak gerektiğinden fazla iştahlı olabiliyor.

Windows XP ve Windows 7 işletim sistemi kullanıyorsanız Sistem Geri Yükleme aracının sabit diskinizde kullanacağı boyutu belirleyebiliyorsunuz. İş Windows Vista'ya geldiğinde kullanıcı arayüzü ile bu işi halletmeye imkan yok. Komut satırı ile değişiklik yapak gerekiyor.

Sabit diskiniz zamanla biriken sistem geri yükleme noktaları sebebiyle her geçen gün kan kaybeder. İşte bu noktada, sabit disk boyutunuza bağlı olarak eski geri yükleme noktalarını silip 60 GB'tan fazla yer açmanız mümkün. Sistem Geri Yükleme aracı sabit diskinizin %15'i kadar yeri kendine tahsis edebiliyor. Günümüzde kullanılan sabit disk boyutlarını düşündüğümüzde de 500 GB'lık bir sabit diskte 75 GB yeri -bazen- gereksiz yere heba etmiş oluyo…

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)

Yeni, yine, yeniden...

Sanırım bu sloganın ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için tekrarlarsam, bu sloganı Blogger İpuçları kategorisi altında yazdığım yazılarda başlangıç cümlemdir :-) Yaklaşık bir haftadır bir çok kişi bana "Yorum Gönder" butonunu nasıl değiştirdiğimi sorup durdu. Aslında cevabı çok basit; <img src=.../> etiketini kullanarak :-) İşlem bu kadar basit olmasına rağmen bir çok kişi bu ve bunun gibi basit işlemleri yapamıyor. Daha doğrusu sorun Blogger şablonunun XML olmasından kaynaklanıyor. Blogger şablonumuza baktığımızda herşeyin sunucularda barındırılan bir değişkene atandığını görüyoruz. Yani kimse şablununun kodları arasında "Yorum Gönder" ibaresini göremez! Onun yerine, <data:...> etiketi ile atanan değişkeni görür. Ancak değişken diyince akla garip garip ifadeler gelmesin, Google bu işi yaparken değişkenlere verdiği adlarda İngilizce anlamlarını verecek şekilde isimlendirme yapmış. Burda bahsi geçen "Yorum Gönde…