Ana içeriğe atla

Bilgisayar Dergileri Can Çekişiyor

Bilgisayar DergileriBilgisayarın tarihçesini az çok herkes biliyordur. İlk olarak bilimsel çalışmalarda kullanılan tonlarca ağırlıktaki bu şeyler, doğadaki diğer yaşam formlarının aksine küçülerek gelişmelerine devam etti. Bir zaman geldi ki evlerimizde televizyondan sonra en değerli elektronik alet olarak bilgisayarlarımızı görmeye başladık. Ancak bu aletin televizyona göre çok büyük bir sorunu vardı: kullanması televizyon kadar kolay değildi. Bu zorluğu aşmak için kurslar bir çare gibi görünse de bir çoğumuz bir de kursa para yatırma fikrine sıcak bakmadık. Tam bu aşamada dergiler alternatif bir çözüm yolu olarak karşımıza çıktı.


90'lı yılların başından beri onlarca isim altında bilgisayar dergisi basıldı bu ülkede. Kimisi 3-5 işten anlayan insanın emeği ile; kimisi de daha profesyonel bir ekibi ve yabancı kaynakları arkasına alarak bu işe başladı. Dergi içerikleri hazırlanırken geniş bir kitleye hitap edebilmek için çok özenli bir anlatım dili kullanılması gereklidir. Dergi hem bilgisayar ile yeni tanışmış birinin anlayacağı bir dili kullanıp, ona her okuduğunda yeni bir şeyler katmalı hem de yeterli derecede bilgi birikimi olan birini cezbedebilecek içeriğe sahip olmalıdır. İşte bu yüzden dergiler onlarca kategori altında inceleme yazıları, donanım testleri, teknoloji haberleri, oyun tanıtımları, bilgisayar ipuçlarına yer vermek zorundadır. Ayrıca dergi her basıldığı ay, onu ilk defa alabilecek okuyucuları düşünürek de bazı içeriği devamlı tekrarlamak zorundadır.

İçerik konusunu halleden bilgisayar dergileri okuyucularını başka şekilde de cezbetmek zorundadırlar. Buna en güzel örnek olarak dağıttıkları medyaları verebiliriz. Başlarda disket hediye eden dergiler zaman geçtikçe çağa ayak uydurup CD dağıtmaya başladı. Zaman geçtikçe CD sayıları artıp dergi maliyetlerini yükseltmeye başlayınca bu sefer daha üst kuşak olan DVD medyaya geçildi. Bu hediye medyalar içlerinde onlarca yazılım, oyun, masaüstü resmi ve video dersi barındırdığından dolayı kimi zaman dergi içeriğine bakmadan, sırf hediye medyaya sahip olabilmek için dergi aldığımız olmuştur. Gördüğünüz gibi dergiler ellerinden geldiğince geniş bir kitleye hitap ederler.

Peki Bunca İçeriğe ve Hediyeye Rağmen Bilgisayar Dergileri Neden Can Çekişiyor?


2000'li yıllarda hızla artan internet abone sayısı ve hizmete sokulan geniş bant internet hizmeti sayesinde bilgiye hiç olmadığı kadar yakın olduk. Bilgisayar dergilerindeki gibi düzenli bir bilgi ile karşılaşmasak da interneti etkin kullanmayı bilenler bu işin de üstesinden gelmesini bildi. Dahası dergilerin hediye ettiği yazılımları, video derslerini, oyunları, film fargmanlarını internet üzerinden bulabilir olduk. Üstelik kimi zaman yasal ve ahlaki olmayan bir şekilde yazılımların ücretli sürümlerini kullanmaya başladık. İşte bu gibi sebeplerden ötürü bilgisayar dergilerine eskisi kadar ihtiyaç duymuyoruz.

Bilgisayar dergilerinin forumlarına göz atarsanız sürekli "... dergisi nereye gidiyor", "Dergi neden bu kadar kalitesiz basıldı" gibi şikayet içeren yazılar göreceksiniz. Eskiden birinci sınıf kuşe kağıda basılan dergiler günümüzde eskiye nazaran olduça kalitesiz kağıda basılıyor. Bunun nedeni hepinizin tahmin edebileceği gibi ekonomik şartlar. Kağıt kalitesi kağıt kalınlığını da azalttığı için dergiler eskisi kadar kalın da değil. Bu bile insanda olumsuz etkiler oluşturuyor. Sırf bu sebepten dolayı eskiden aktif üyesi olduğum PCnet forumlarında dergi sayfa sayısını şikayet eden yazılar görüyordum.

E şimdi düşünsenize dergilerin bizi cezbedebilecek bir yanı kaldı mı?

Bu sorunun kimisine göre cevabı "evet", kimisine göre ise "hayır"dır. Aslında bu konuyu e-kitap ile birleştirerek yoluma ilerlemek istiyorum. Bir çok şeyin başına e- eki geldiği günümüzde kitapların da bundan nasiplenmesi kaçınılmazdı. Dijital ortama aktarılan kitaplara ücreti karşılığında istediğiniz yerden ulaşma fikri çok cazip görünse de bu fikre benim gibi kimseler sıcak bakmıyor. Düşünsenize o kağıt kokusunu duymadan, sayfaları teker teker çevirmenin tadına varmadan nasıl kitap okuyabilirim. Üstelik bilgisayar ekranının gözü çok daha fazla yorduğu da bir gerçek. Dijital yayıncılığa ayak uydurmak isteyen dergiler e-dergi hizmetini de vermeye başladı. Üstelik basılı dergiye göre masrafı daha az olduğu için e-dergi sürümlerini daha ucuza yayınladılar. Ancak bunca çabaya rağmen hâlâ istedikleri konumda değiller.

Bitirirken...


Dergilerin içinde bulunduğu durumu en iyi bilenler hiç kuşkusuz çalışanlarıdır. Ben 3 yıl, ara ara atlatarak, bilgisayar dergisi okudum. Bilgisayar dergilerinden oldukça yararlandığımı söylemek isterim. Ayrıca 2 yıl da yine dergi forumlarında aktif bir şekilde bulundum. İşte bu deneyimlerimden ve sektördeki haberlerden yola çıkarak görüşlerimi paylaştım.

Bu konuda bir şeyler söylemek isteyen ziyaretçilerin görüşlerini okumaktan keyif alacağımı belirtmek isterim.

İlgili Yazılar

Yorumlar

  1. Merhabalar.Ben de uzun süredir PC dergilerini(özellikle PCNet)takip etmeye çalışıyorum,bir süredir PCNet forumlarına aktif olarak katkı yapmaya çalışıyorum."Dergi nereye gidiyor?","Dergi bu ay kalitesiz basılmış." şikayetleri gerçekten çok artmaya başladı.Bu ayki PCNet`te 40 sayfa eksikti,PCWorld küçücüktü,adeta kitapçıktı ve fiyatı 8 TL.Byte dergisini bugün aldım,okumaya değer bir yazı göremedim."Hacker"`ların kullandığı inanılmaz yazılımlar gibi başlık atmışlar,hangi programlarmış gibi dergiye göz attığımda Pro... isimli "lamer"`ların sıkça kullandığı programla karşılaştım.O programın zararlı dosyalarını tanımayan antivirüs kaldı mı?Ayrıca "Ayrıca dergi her basıldığı ay, onu ilk defa alabilecek okuyucuları düşünürek de bazı içeriği devamlı tekrarlamak zorundadır."cümlesindeki düşüncenize kısmen katılmıyorum.Tamam bazen tekrar edebilir ama örneğin Chip dergisinde geçen yıl üç sayıda Windows u hızlandırın,PC bakım araçları tarzında makale vardı.Bir sayıda da aslında PC bakım-optimizasyon programlarının çok fazla performans artışı sağlamadı yazıldı.Bir konuya bir yıldaki 12 sayıda 4 defa değinmek ne kadar doğru bu da tartışılır.
    Sonuç olarak bir zamanlar birçok şey öğrendiğim PC dergileri maalesef "can çekişiyor"

    YanıtlaSil
  2. Pcnet almayınca ne alırsanız alın. Hayatımda ilk defa pcnet almıştım ve sonuncusuda oldu. Dergi içinde okunmaya değer 1 satır bilgi yok. 1 tek dvd veriyor ve içi bom boş. Çift katmanlı dvdyi bilgisayarınıza taktığınız gibi çıkarmanız bir oluyor.
    Diğer bilgisayar dergilerininde pcnetten fazla farkı yok. Verdikleri dvdlerde her ay aynı dosyaları veriyolar. Chip bide meraklısına deyip dvdnin yarısını 150 sene öncenin siyah beyaz ingilizce yabancı dizileriyle dolduruyor. Bide utanmadan kapağa bilgisayarınızı hızlandırmak istermisiniz? diye yazıyor. Meraklanıp dergiyi alıyosun. İç sayfalarına baktığında insanı çileden çıkarıyor.
    -Bilgisayarı hızlandırmak istermisin?
    -Rami 4gb yap, işlemciyi çift çekirdek yap, şu ekran kartını kulla. Bilgisayarını hızlandırdın hadi güle güle.
    Ulan ben ram yükseltince bilgisayarı hızlandıracağımı zaten biliyorum. Senin bana programla falan hızlandırmayı söylemen lazım.

    Benim Türkiyede gördüğüm en kaliteli bilgisayar dergisi pc magazine. Hem içeriği dop dolu hemde dvd ve cdsinde güzel dosyalar var.

    YanıtlaSil
  3. Bu konuya değindiğiniz gerçekten iyi oldu. Bende kendi blogumda bu konu hakkında bir yazı yazsam mı diye düşünüyordum. Benim düşüncem dergi ekibinin bu işi yaparken okuruna bir bilgisayar dergisini okuduğunu hissettirememesi. Bende PCNet'i diğer dergilere tercih ediyorum. Fakat incelediğinizde derginin yarısının reklam sayfaları olduğunu görebilirsiniz. Bunun yanınsda beni en çok düş kırıklığınıa uğratan derginin tasarımında kullanılan renklerin bir tasarıma uygun olmaması beni bunun bir bilgisayar dergisi olup olmaması konusunda çok düşündürüyor. İçeriğe gelince dediğiniz gibi aslında internet ve yazılımsal konuları sanal ortamdan bulabiliyoruz hatta bu konularla uğraştığım için bazılarını biliyorum, birçoğuda ilk duyduğum olmuyor. Tasarımdaki renk seçemi için PCNet dergisinin bu ayki sayının kapağındaki renk uyumuna bir göz atabilirsiniz. Verilen DVD'lere bakınca; bir tasarımcı olduğumdan mı bilmiyorum ama DVD içeriğini görüntüleyen safta hiç yakışmıyor. Bence çekidüzen gerekiyor.

    YanıtlaSil
  4. Dergilerin kendilerine ait olan siteler dergiden daha doyurucu :) olayın bir de bu yönü var.

    YanıtlaSil
  5. PCnet'i uzun zamandır ziyaret etmeyenler arasındaydım. Sayende 2006 da üye olduğumu hatırlayıp giriş yaptım. :) Bu arada kullanıcı adını hatırladım. Meğerse biz pcnetten zaten tanışıyormuşuz ErHaN12..

    Sadece pcnet dergisi aldım bugüne kadar. Sayfa sayısının ve kalitesinin azaldığını hatırlıyorum.

    YanıtlaSil
  6. @Burak,

    Ne yaptın... Çok gizli bir bilgiyi paylaşmışsın :)) Vallahi o takma ismi kayıt formuna girdiğim o ilk günü hatırlıyorum da... Neyse ağlayacağım, uzatmayayım.

    YanıtlaSil
  7. Katılıyorum.Dergilerin can çekişmesi biraz da yayınlanma süresine bağlı.2 haftada bir yayınlansa mesela biraz daha artar gibime geliyor.Çünkü bu haberi ben 20 gün önceden biliyorum dergi mecburen yazılı olduğu için 20 gün sonra yazabiliyor.

    Bu kriz ortamında haftalık dergilerin 2 haftalık olduğunu ve kapandığını düşünürsek şimdilik bu düşünce rafa kalkıyor.(2 haftada yayınlama düşüncesi)

    Ayrıca kalitenin artması,kullanıcı isteklerine kulak verilmesi lazım.

    Tarık Furkan GÜVEN

    YanıtlaSil
  8. pahalı satıyorlar...

    fiyatlar uçuk...

    YanıtlaSil
  9. Bende chip ve pc-net alırdım özellikle oyunları ve programları için ama o zamanlar internetim yoktu o yüzden yeni programlara mecburdum. Bide internet olmadığı için bu programları arşivlemek altın biriktirmek gibiydi. Sonra internet alabilecek duruma gelince artık dergi yüzüne bakmıyorum doğal olarak. İnternet sayesinde tüm hddyide artık programlara ayırmıyorum. Nede olsa lazım olduğunda illa bulunuyor.

    YanıtlaSil
  10. Herkes hakettiğini bulur! Yani şimdi kalkıp koca medya patronlarının sahip olduğu dergileremi düşüneceğiz.Tabii ki eskiye göre satış rakamları düşecektir bir trend içinde.Ama merak etmeyiniz; sürekli bilgisayarla yeni tanışan insanlar ve dergi satın alanlar olacak.

    3 sene karışık olarak aldım bence gereksiz.Kitap alıp okumalı belli konular hakkında fikir/bilgi sahibi olmalıyız. Bilmem web yazılım/tasarım konusuna eğilmek istiyorsan o derginin yazı dizisini niye bekliyorsunki? Saçma.

    Sonuç; biz istesekte istemesekte herşey hak ettiği yere gelecektir.

    YanıtlaSil
  11. PcNet takip ediyordum ama içerik kalitesi artık doyurucu gelmemeye başlayınca bıraktım geçen yılın son aylarından beri almayı. Dergilerin verdikleri DVD'lerde de artık aynı yazılımlardan başka değişik ve hoş bir şey yok. Ve ayrıca size şu konuda da katılıyorum; artık yasal olmadığı halde tam sürüm kullanabildiğimiz yazılımlar daha da sık kullanılmaya başlandı. Buna bende dahilim. Kimse gerek görmüyor deneme sürümüne.

    Hem denildiği gibi de dergilerin internet sitelerinden de yeterince bilgi alabiliyorum. Dergilerin ücretleri de bir o kadar upuçuk olduğundan ona vereceğim parayı biriktirip Dvd filmler almaya başladım. Eh hala haftalık harçlıkla geçindiğimden malum para biriktirmem zor oluyor. :D

    YanıtlaSil
  12. Artık insanların pek çoğu bilgisayar hakkında en azından temel bilgilere sahip napsın 7 liralık dergiyi:)Gazeteler bile baskı maliyetini düşürmeye çalışıyor çoğu zam yapmış yine haftasonu fiyatlarına e bide internet olayı var...

    YanıtlaSil
  13. Eğitici bilgiler verseler daha iyi olur
    güncel teknoloji kullanımları bizim takip ettiğimiz bloglardaki yazıları paylaşasalar
    birde 1 dvd gereksiz programı ne yapalım

    YanıtlaSil
  14. Türkiye'de dergi ve gazete çıkarmak artık kolaylaştığı için, bizim yani aramızdan kimi arkadaşların bilgisiyar dergisi çıkarmalarını isterim....

    Dağıtımı için uğraşırsanız, doğan burdanın bir dergisiyle, sizin derginiz eşit satılacağına göre, her zaman tasarım, dergi ismi ve eşantiyon ürünler tirajı arttıracaktır...

    Bence yerel bir dergiyle başlayıp, kendi yazıcınızla (ev baskısı) hergün 20-30 adet basacağınız dergiyi, çevredeki kitapevleri, gazeteciler, kafelerde dağıtmanız bile ayda 600-900 adet tiraja gelmenizi sağlıyabilir...

    Ama unutmayın;

    *Savcılığa mevkute başvurusu yaparak derginizi kaydettirmeniz...
    *Matbaa yerine, ev baskısıda yapabileceğiniz...
    *Promosyon olarak vereceğiniz ürünlerin izni...
    *Dvd ve Cd'lerin sinema-telif müdürlüğüne kayıt ettirilerek promosyon bandırolünün alınması...
    *ISSN kodu almanız...
    *Vergi kaydının en azından serbest meslek olarak geçmesi...
    *Posta çeki hesabının, banka hesabının açılması...

    ve bunun gibi 30 tane şey, ama başlayınca kademeler kolay tamamlanıyor ve dergici oluyorsunuz işte...

    benim en heyecanlandığım ise, yurtdışınada dağıtımı yapabileceğimizdir.........

    evren

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Küfür ve hakaret içeren yorumları sevmiyor, Türkçe'nin doğru kullanıldığı yorumları ise çok seviyoruz.

HTML: <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
Uyarı: URL adresi belirtirken lütfen başına http:// protokolünü koymayı unutmayın!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabit Diskinizde 60 GB Yer Açmak İster misiniz?

Windows XP ile hayatımıza giren Sistem Geri Yükleme aracı bazı durumlarda hayat kurtarıcı olsa da kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, fazla güvenmememiz gerektiğini öğrendiğim bu araç sabit diskinizin boyutuna bağlı olarak gerektiğinden fazla iştahlı olabiliyor.

Windows XP ve Windows 7 işletim sistemi kullanıyorsanız Sistem Geri Yükleme aracının sabit diskinizde kullanacağı boyutu belirleyebiliyorsunuz. İş Windows Vista'ya geldiğinde kullanıcı arayüzü ile bu işi halletmeye imkan yok. Komut satırı ile değişiklik yapak gerekiyor.

Sabit diskiniz zamanla biriken sistem geri yükleme noktaları sebebiyle her geçen gün kan kaybeder. İşte bu noktada, sabit disk boyutunuza bağlı olarak eski geri yükleme noktalarını silip 60 GB'tan fazla yer açmanız mümkün. Sistem Geri Yükleme aracı sabit diskinizin %15'i kadar yeri kendine tahsis edebiliyor. Günümüzde kullanılan sabit disk boyutlarını düşündüğümüzde de 500 GB'lık bir sabit diskte 75 GB yeri -bazen- gereksiz yere heba etmiş oluyo…

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)

Yeni, yine, yeniden...

Sanırım bu sloganın ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için tekrarlarsam, bu sloganı Blogger İpuçları kategorisi altında yazdığım yazılarda başlangıç cümlemdir :-) Yaklaşık bir haftadır bir çok kişi bana "Yorum Gönder" butonunu nasıl değiştirdiğimi sorup durdu. Aslında cevabı çok basit; <img src=.../> etiketini kullanarak :-) İşlem bu kadar basit olmasına rağmen bir çok kişi bu ve bunun gibi basit işlemleri yapamıyor. Daha doğrusu sorun Blogger şablonunun XML olmasından kaynaklanıyor. Blogger şablonumuza baktığımızda herşeyin sunucularda barındırılan bir değişkene atandığını görüyoruz. Yani kimse şablununun kodları arasında "Yorum Gönder" ibaresini göremez! Onun yerine, <data:...> etiketi ile atanan değişkeni görür. Ancak değişken diyince akla garip garip ifadeler gelmesin, Google bu işi yaparken değişkenlere verdiği adlarda İngilizce anlamlarını verecek şekilde isimlendirme yapmış. Burda bahsi geçen "Yorum Gönde…