11 Nisan 2011

İngilizceyi Öğrenin

İngilizceyi ÖğreninBlog yazarlığına başladığımdan beri belki de hiç yapmadığım bir şeyi yapıyor ve beni takip eden sevgili okurlara nacizane öğüt vermek istiyorum.

"Bir dil bir insan, iki dil iki insan" özdeyişi ile büyüyen bir nesil olmamıza rağmen yabancı dili seneler süren eğitimin ardından bile öğrenemiyoruz. Günümüzde, bir dil bir kız ,iki dil iki kız mantığıyla hareket eden gençler bir nebze de olsa konuşabiliyor. Sağdan soldan ezberledikleri cümlelerle kamerayı açtırabilmeye çalışan ergenler keşke bu çabanızı dil öğrenmek için sarfetseniz...


Ben de bir çoğunuz gibi ortaokulda (şimdi ilköğretim) bu dili öğrenmeye başladım. İlk dersten sonra ismimi harflerin İngilizce okunuşu ile yazdığımı dün gibi hatırlıyorum :)) Bir zamanlar popüler olan süper liseye (yabancı dil ağırıklı lise) başladığımda ilk yıl haftada 24 saat İngilizce dersi görmüştüm. İlk başlarda işkence gibi gelen bu mereti neden sonra sevmeye başladım ve kendi başıma çalışarak okuldaki müfredatın önünden ilerlemiştim. Bunun sonucunda, ikinci dönem sınıftakilere göre çok daha ileri seviyede İngilizce konuşabiliyordum. Hatta bazı konuşmalarımda hocamın biraz daha basit cümleler kurmamı istediğini hatırlıyorum. Bunu niye mi anlattım; koltuklarımı kabartmak için değil elbette. Bir işi sevmenin çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum.

Üniversite öğrenimimi mühendislik üzerine yaptığımı bir çoğunuz biliyorsunuzdur. Burada da bu dili bilmek işimi kolaylaştırdı ve hazırlık sınıfını okumak yerine sınavı geçerek bir yıl kazanmış oldum. Aslında İngilizceyi bilmek en çok da üniversite hayatımda işime yaradı. Sadece Türkçe araştırma yaptığımda ulaşabileceğim kaynakların sayısı ile İngilizce ve Türkçe araştırma yapmam sonucu ulaşabileceğim kaynak sayısını karşılaştıramazsınız bile. Neticede, tüm dünyada kabul gören ve bilimsel anlamda en çok yayının olduğu dilden bahsediyoruz. Şimdi yüksek lisans yapıyorum ve hiç olmadığı kadar İngilizce kaynağa ihtiyaç duyuyorum.

İngilizce bilmenin Türkçeyi katletme hakkı tanımadığını da özellikle söylemek istiyorum. Anadilini (doğduğunda öğrendiği dil, milliyet kapsamında bakmayın) düzgün konuşamayan birinin yabancı bir dile de hakim olması kolay değil. Türkçede karşılığı olmayan yabancı keliemeleri sırf anlamını karşılıyor diye uzun uzun Türkçe kelimelerle yazma taraftarı olmadığımı da belirtmeliyim. Örneğin, blog blogdur, günlük ise günlük.

Bir dil bilmek -ki günümüzde İngilizce oluyor insana kattığı gücü anlatmak belki fikir verebilir ama bunu yaşadığınızda ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.
Bu yazıya 2 adet yorum yapılmış. Düşüncelerini belirtmek istiyorsan durma yorumunu paylaş!
  1. Güzel bir tavsiye. İngilizce kursuna giden bir arkadaşım, günde 2-3 saat çalışma ile bir yıl sonra konuşabilecek seviyede ingilizce öğrenebileceğimizi söylemişti. Bu bilgi doğrumu sizce?

    YanıtlaSil
  2. @Uzmanrehber,
    Doğru veya yanlış demek mümkün değil. Eğer ki öğrenmek isterseniz ve de düzenli çalışırsanız bir yılda rahatlıkla öğrenilebilir. Ama çalışmanın düzenli olmasının yanında nitelikli/kaliteli de olması gerekir.

    YanıtlaSil

Küfür ve hakaret içeren yorumları sevmiyor, Türkçe'nin doğru kullanıldığı yorumları ise çok seviyoruz.

HTML: <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
Uyarı: URL adresi belirtirken lütfen başına http:// protokolünü koymayı unutmayın!