Sayısal Derslerden Niye Nefret Ediyoruz?

Anket sonuçlarıÖSS sonuçları her açıklandığında başarısız olunan derslerin başında sayısal dersler olduğu görülür. ÖSS her ne kadar bir kişinin bilgisini ölçmek için sağlıklı bir yöntem olmasa da bu kadar insanı acımasızca elemek için yapılması şart.

Kasım ayının 21.inde başlattığım bir anket ile en çok nefret edilen dersleri sordum. Beklediğim gibi başı sayısal dersler çekti. Sayısal derslerinden bu kadar çok nefret edilmesinin en büyük sebebi adam akıllı öğrenememek, yoksa zor olduğu için değil. Çünkü insan ne kadar zor da olsa yapabildiği birşeyden nefret etmek yerine haz alır, ne de olsa zor olanı başarmıştır.

Anket sonuçlarının ayrıntılı bir görselini size göstermeden önce bu yazıyı okuyan genç arkadaşlara (yaşlandık tabi) bir kaç önerim olacak.

1-) Bugün sayısal alanda okuyan binlerce lise öğrencisi var. Bunlardan birçoğu mühendisliğin herhangi bir branşında okumak istiyor. Ancak bir o kadarı da sayısal derslerden nefret ediyor. Hem sayısal derslerden nefret etmek hem de sayısal derslerin temel olduğu bir branşta uzmanlaşmak zor olsa gerek. Ben bunu çevremde çokça görüyorum.

2-) Lise de sayısal bir alanı seçip hala sözel derslerden sorumlu olmak beni de zamanında çileden çıkarıyordu. Ancak şimdi şimdi düşünüyorum da insan sosyal bir varlık ve sadece bir kaç şeyle uğraşmak zorunda bırakılması ona kısa zamanda başarı getirse de ileri ki hayatında bazı boşluklara sebep olacaktır.

Nacizane görüşlerimi dile getirdikten sonra anket sonuçları ile sizleri başbaşa bırakıyorum. Yine nerden nereye geldik değil mi? (:

Anket Sonuçları


Yazının devamını okuyun...>>

Toplama Cep Telefonu Olsaydı

Bilgisayar kullanıcılarının kulakılarının aşina olduğu bir terimdir toplama bilgisayar. Bu terimi ilk duyduğumda sanırım ortaokul çağlarındaydım. Toplama bilgisayar denildiğinde insanın aklına ordan burdan toplanan "eski" parçalardan oluşmuş bilgisayar geliyor. Haliyle ben de ilk duyduğumda böyle düşündüğümden "ne alcam abi milletin eskisini" şeklinde bir iç geçirmiştim. Halbuki sonra sonra bilgisayarın (PC) kasasında bulunan parçaları üreten belli başlı üreticiler olduğunu; marka bilgisayar dediğimiz üreticilerin de toplama bilgisayar sattığını öğrenmiş oldum. Yaptıları tek ekstra şey belli bir süre yerinde garanti hizmeti sunabilmek.

Toplama bilgisayarın tadına varabilmek için elbetteki donanım bilgisine sahip olmak gerek. Yoksa her an kazık yemek işten bile değil. Yazıcıoğlu piyasasında geçirdiğim yıllar ve kazandığım tecrübe ile sabittir (: Bilgisayarınızı toplayabilecek donanım bilgisine sahipseniz tek sorun parçadır. Bundan sonra hem en uygun hem de tam istediğiniz bir bilgisayarı toplanmak sizin becerinize kalmıştır.

Cep telefonları ise hayatımıza o kadar hızlı girip kalıcı hale geldi ki bir çoğumuz telefonumuzu evde unuttuğumuz zaman bir eksiklik hissediyoruz. Sigarayı bırakmak gibi telefonu da bırakmak oldukça güç. Hayatımıza bu denli girmiş bir ürünü alırken haliyle ince eleyip sık dokuyoruz. Ama herşeyiyle tam istediğimiz gib bir telefon bulabilmek hem çok zor hem de bulabilsek bile çok pahalı. Söz gelimi ekran çözünürlüğünün düşük olmasını saymazsak şu an kullandığım telefonum hem tasarım hem de özellikler açısından tam benim istediğim gibi. Dediğim gibi ekran çözünürlüğü de yüksek olsa herşey yolunda olacak. Kullandığım telefonun bir üst modelinin ekran çözünürlüğü ve ufak tefek (benim işime yaramayan) özellikler dışında bir farkı olmamasına rağmen kat ve kat pahalı. Üstelik tasarım olarak ta benim istediğim gibi değil. Peki bu durumda ben ne yapacağım? Tabiki de toplama cep telefonu alacağım (:

Hazır bir telefona göre hem daha iyi özelliklere sahip hem de tam sizin istediğiniz özelliklere sahip bir cep telefona aynı parayı vermek mümkün olabilseydi...

Bu isteğimiz mümkün görünmediğini ben de çok iyi biliyorum. Sırf ürün gamında bir model daha olsun diye, bir önceki ürüne ufak tefek detaylar ekleyip kat ve kat pahalı satan üreticiler bu çılgınlıktan vazgeçsin!

Bu arada Samsung'un yeni çıkardığı E950 amma uçuk ve güzel bir telefon. Fiyatı da 450 YTL civarında. NOKIA olsaydı en az 1000 YTL'den kapıyı açardı (:


Yazının devamını okuyun...>>

LOST: Kafayi Yedirten Dizi

LOST. Aslında adından başka birşey yazmasam bile bir çok şey ifade edebilecek güzellikte bir dizi. İzlerken kafayı yediğim, kardeşime dönüp "ulen yuh be bunuda mı düşünmüşler, yok abi bunun senaryosunu kesinlikle uzaylılar yazıyor" dediğim, iki bölüm izlemeye karar verip; kalktığımızda 4-5 bölüm izlemiş olduğum, teorilerini ve ipuçlarını bıkmadan okuduğum, yeni sezonunu sabırsızlıkla beklediğim yegane dizi.

Bu diziyi izlemeye başladığımda kendimi yuzsekiz.com blogunda bulmuştum. Blog dediğime bakmayın site tadında ama blog güncelliğinde bir yer(di). Kardeşimle akşam oldu mu bilgisayarı ve odayı sinema moduna sokar, LOST'u izlemeye başlardık. Her seferinde çabuk bitmesin diye 2'şer bölüm izlemeye karar versekte en az 3 bölüm izlemeden kalkmazdık. Annem sesi fazla kaçırdık mı bizi yalnız bırakmaz ve "Erhaaann, sesi kısın" diye bağırırdı. Bu aralar LOST'a o kadar çok özlem duyuyorum ki annemin bağırışını özledim :-)

Yeni sezonun yayınlanmasına az bir süre kala, kardeşimle çıktığımız bu macerada üstü tozlanan bilgilerimiz tazelensin diye yuzsekiz.com'a tekrardan göz atmak istedik. Fakat LOST bittiğinden beri bir kaç haber dışında yeni bir girdi olmayınca kabak tadı vermeye başladı. Belki bu tam olarak onlardan kaynaklanmasa da bizim için bir bahane oldu ve yeni bir kaynak arayışına çıktık. Fazla sürmeyen aramalarım sonucu lostturk.com'u buldum. Çok detaylı inceleme zamanım olmasa da açıkcası benim için yeni bir soluk oldu. İçeriği de oldukça güncel. Bu yeni mekanımız da WordPress'in nimetlerinden yararlanıp, blog olmanın avantajını kullanıyor. Ne de olsa blogları güncellemek çocuk oyuncağı!

Ben bu siteyi/blogu beğendim ve sizlere de haber vereyim dedim, hem bu sırada LOST ile alakalı hikayemi(zi)de anlatmış oldum.

Kim bilir belki de siz de LOST ile aranızdaki ilişkiyi gözler önüne sermek istersiniz. İstemez misiniz? İstersiniz, istersiniz :-)


Yazının devamını okuyun...>>

Blogger Yorum Formunu Düzeltti!

Blogger geçtiğimiz haftalarda yorum formunu değiştirip/geliştirip OpenID hesabımızla yorum yapabilmemizi sağlamıştı. Fakat bunu yaparken takma isim kullananlara kendi bağlantı adreslerini (url) ekleme özelliğini kaldırmıştı. Bunun üzerine özellikle yabancı bloglarda bayağı bir tartışma çıktı. Ben de bu düzenlemenin yanlış olduğunu düşündüğüm için de başlıkta düzeltti kelimesini kulandım. Nihayetinde Blogger yaptığından geri döndü ve takma isim kullananlara adreslerini ekleyebilmeleri için adres satırını geri verdi :-)

Umarım Blogger bu kararından caymaz. Caymazsın değil mi Blogger?


Yazının devamını okuyun...>>

Facebook'un Amacı Ne?

Eski kafalılıktan diyeceğim ama o kadar yaşlı değilim. Bilinçli kullanıcı olmaktandır diyeceğim ama ukalalık yapmak istemiyorum. Zaman ayıramamaktandır diyeceğim e bu milletin işi gücü yok mu? Nedir bu Facebook aşkı?

Arkadaşlarımla yaptığım her Facebook sohbetinde sitenin asıl amacının (ya da benim ona yüklediğim misyonun) bir zamanlar görüştüğün daha sonra ise bağlantılarını kaybettiğin eski arkadaşlarını bulabilmek olduğunu anlatırım. Çünkü onlar bana her seferinde "abi benim davetimi neden kabul etmiyorsun" gibi benim kıcık olduğum bu soruyu sorarlar. Herşey bu kadar basit ve anlaşılır ise neden Facebook'u arkadaşlık sitelerine çeviriyoruz? Sebebinin kesinlikle sosyal yapıdan kaynaklandığını düşündüğüm için oralara kadar girmeyeceğim/giremeyeceğim. Hatta hiç yapmadığım birşeyi yapıp yazımı bir anda bitireceğim.

Dip not: Facebook ile işim bittikten sonra hesabımı silerken bana "neden Facebook hesabımı sildiğimi" soran bir anket ile karşılaştım. Her şıkkı okudum ve bana en yakın olan ilk seçeneği işaretledim. İşaretleyince farkına vardım ki her cevaba bir yanıtları var :-) Baktım olmuyor, ekstra cevabı mesaj kutularına yazdım. Bakalım geri dönüş olacak mı. Olursa sizi bilgilendireceğim ;-)


Yazının devamını okuyun...>>

script.aculo.us Kütüphanesini Kullanma

script.aculo.usYeni, yine yeniden...

Blogger şablonumuza burada genel bir bakış attıktan sonra size söz verdiğim gibi script.aculo.us JavaScript kütüphanesini kullanarak blogumuza bazı efektler katacağız. Bu güzel kütüphanenin sadece efekt verme işine yaradığını sanmayın. Başka ne işlere yaradığını görmek isterseniz buradaki demolara bakmanız yeterli.

script.aculo.us kütüphanesi sayesinde burada gösterilen efektleri kullanabilirsiniz.

Dersimize başlamadan önce rutin uyarılarımı mutlaka okuyun.

Uyarı 1: Her zamanki rutin ve yerinde bir uyarı olarak; Blogger şablonunda (illa Blogger olmak zorunda değil, ancak benim verdiğim örnek kodlar Blogger'a aittir) yapacağınız herhangi bir değişikliğin yanlış olması durumunda zarar görmemek için şablonuzun mutlaka bir yedeğini alın. Şablonuzun yedeğini alırken kodları kopyala-yapıştır (en çok yapılan yanlışlardan biri) yaparak değil, sayfada bulunan "Tam Şablonu Yükle" bağlantısını kullanarak yedekleyin!

Uyarı 2: Blog şablonunuz varsayılan olarak Widget Şablonlarını göstermez. Bu nedenle kodlarla uğraşmaya başlamadan önce lütfen "Widget Şablonlarını genişlet" kutucuğunu işaretleyin.

Şimdi çalışmamıza başlayalım.

İlk olarak Prototype kütüphanemizi (script.aculo.us bu ana kütüphaneye ihtiyaç duyuyor) buradan script.aculo.us kütüphanesini ise buradan indirip bir dizine kaydettikten sonra bu dosyaları şablonumuzdan çağırıp içe aktarmalıyız. Bu dosyaları Google hesabımız olduğu için GooglePages'te bize ait olan dizine kaydedebilirsiniz. Şimdi dosyaları kaydettikte sonra şablonumuzdan çağırmak için:

<script src='http://kullanıcıadınız.googlepages.com/prototype.js' type='text/javascript'/>
<script src='http://kullanıcıadınız.googlepages.com/scriptaculous.js?load=effects' type='text/javascript'/>


Yukarıdaki kodu şablonuzda <head> etiketinden hemen sonra koyun. Burada farkettiyseniz kırmızı ile yazdığımız sorgu sayesinde script.aculo.us kütüphanesinden sadece efekt vermek için gerekli kısmı çağırdık. Yazımın başında bu kütüphanenin sadece bir efekt verme kütüphanesi olmadığını belirtmiştim. Böyle yaparak gereksiz önbelleğin önüne geçmiş olduk.

Bu aşamadan sonra sıra neye nasıl bir efekt vermek istediğinize kalmış. Ben yaptığım örneklerde blogun sidebar kısmında bulunan Etiketler sayfa ögesini açılır-kapanır yapmayı ve blogun footer (yazı çok uzun olacağından bunu başka bir yazıda anlatacağım) kısmını açılır-kapanır yapmayı göstereceğim. Mantığını anladıktan sonra siz istediğiniz yere uygulayın ;-)

Bilgi: Örnekleri canlı kanlı görmek için deneme bloguma bakabilirsiniz. Deneme blogunda sayfada sabit bir şekilde bulunan künye (footer'un bulunduğu yer) kısmında "Bilgi alanını genişlet/daralt" bağlantısına tıkladığınızda yarı saydam olan künye yukarı doğru açılıp diğer bilgiler gösteriliyor. Bunu dediğim gibi yazı çok uzun olup karışmasın diye başka bir yazımda anlatacağım ;-)

Örnek: Etiketleri açılır-kapanır yapma
Örneği açıklamaya başlamadan önce ne yapmak istediğimiz ve neler yapmamız gerektiğini bir açıklığa kavuşturalım.

Yapmak istediğimiz: Etiketler başlığının açılır-kapanır olması.
Yapmamız gerekenler: Kodlarımız arasında etiketler sayfa ögesinin bulunduğu yeri bulup, başlığa onclick fonksiyonu ekleyerek script.aculo.us kütüphanesinden efekt çağırmak.

Şablonunuzda b:widget id='Label1' ibaresini arattıktan sonra aşağıdaki kodları bulmalısınız.
<b:widget id='Label1' locked='false' title='Etiketler' type='Label'>
<b:includable id='main'>
<b:if cond='data:title'>
<h2><data:title/></h2>
</b:if>
<div class='widget-content' id='etiketler'>

Yukarıdaki koda baktığımızda sizin şablonunuzda verdiğiniz isme bağlı olarak title değeri değişecektir. <h2> etiketine onclick fonsiyonu ile efekti yüklemek için koyu bölgeyi aşağıdaki kod ile değiştirin.
<h2 class='acilir-kapanir' onclick='new Effect.toggle("etiketler", "blind");'><data:title/></h2>

Şimdi bu son eklediğimiz kodu parça parça inceleyelim:

Kırmızı renk ile belirttiğim class özniteliği efektin çalışması için gerekli olmasa da fare ile üzerine gelindiğinde tıklanabildiği anlaşılsın diye CSS'te bir tanım yaparak dikkat çekmeyi sağladık :-D CSS'te kendisine yaptığımız tanımlama:
.acilir-kapanir {
cursor: pointer;}
şeklinde. Bu tanımlamayı şablonunuzda bulunan
.sidebar h2 {
stil tanımlama değerleri}
tanımlamasından hemen sonra koyabilirsiniz. Burada dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum. Bilerek ve isteyerek h2 etiketine bir öznitelik atadık. Aslında ikinci verdiğim stil tanımı içersine cursor: pointer; tanımını koyabilirdik. Ancak bu sefer şablonumuzda sidebar içindeki tüm h2 etiketleri üzerine gelindiğinde el işareti çıkacaktı. Biz ise efekt vermek istediğimiz başlıkta böyle birşey olmasını istediğimiz için bir öznitelik tanımladık.

Gelelim h2 etiketi içerisindeki mavi renk ile belirttiğim onclick fonsiyonuna. Fonksiyona bakarsak bizim ondan istediğimiz şey açıkca görünüyor:
h2 etiketi üzerine tıklandığı zaman etiketler (div id) kimliğine sahip ögeyi açılır-kapanır (blind) yap.

İşlem bu kadar. Bundan sonra nerede nasıl bir efekt kullanacağınız size kalmış.

Bir başka derste buluşmak üzere. Büyüklerimin elerinden küçüklerimin de gözlerinden öper, herkese iyi bloglamalar dilerim.(-:

Saygılarımla...


Yazının devamını okuyun...>>

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)

Yeni, yine, yeniden...

Sanırım bu sloganın ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur. Bilmeyenler için tekrarlarsam, bu sloganı Blogger İpuçları kategorisi altında yazdığım yazılarda başlangıç cümlemdir :-) Yaklaşık bir haftadır bir çok kişi bana "Yorum Gönder" butonunu nasıl değiştirdiğimi sorup durdu. Aslında cevabı çok basit; <img src=.../> etiketini kullanarak :-) İşlem bu kadar basit olmasına rağmen bir çok kişi bu ve bunun gibi basit işlemleri yapamıyor. Daha doğrusu sorun Blogger şablonunun XML olmasından kaynaklanıyor. Blogger şablonumuza baktığımızda herşeyin sunucularda barındırılan bir değişkene atandığını görüyoruz. Yani kimse şablununun kodları arasında "Yorum Gönder" ibaresini göremez! Onun yerine, <data:...> etiketi ile atanan değişkeni görür. Ancak değişken diyince akla garip garip ifadeler gelmesin, Google bu işi yaparken değişkenlere verdiği adlarda İngilizce anlamlarını verecek şekilde isimlendirme yapmış. Burda bahsi geçen "Yorum Gönder" bağlantısının sunuculardaki adı post.addCommentOnclick

Şimdi sorunumuzun kaynağını belirledikten sonra sıra Blogger şablonumuzu adım adım çözmeye geldi. E hadi ne bekliyorsun dalışa geçsene :-)

Güncelleme yazısı: "Blogunuzun başlık (header) kısmına resim sayfa ögesi ekleme" yazısı, yazının en sonuna eklenmiştir.

Web 2.0'ın hayatımıza girmesiyle artık herşey çok daha kolay bir aldı. Tasarım kısmında CSS artık vazgeçilmez. CSS kullanmayan site kalmışmıdır bilmiyorum. Artık bir kimlik oluşturup o kimliğe tasarım değerlerini girip daha sonra da onu istediğimiz yerde div ile çağırmak çocuk oyuncağı. Söz gelimi;

.h2{text-decoration:underline;}
CSS kodu ile <h2> etiketine bir stil atadık; bu stil sayesinde
<h2>Merhaba</h2>
yazdığımda artık Merhaba yazısının altı çizgili olacak. Üstelik bunu her yerde kullanabilirim. CSS'i gerçekten öğrenmek istiyorsanız Web üzerindeki kaynaklardan bahsetmeme gerek yok sanırım. Tek gereken istek ve sabır! CSS üzerinde özellikle durmamın elbette bir sebebi var. Blogger şablonunuzdaki herşeyin CSS tarafında bir kimliği ve stillendirmesi var. Bu olmak yada olmamak gibi birşey :-))

CSS'in önemini vurguladıktan sonra şimdi Blogger şablonumuzun iskelet yapısına gelelim. Unutmayın bu iskeleti giydirmek tamamen sizin hayal gücünüze ve becerinize kalmış birşey.

A-)Blogger Şablonunun Genel Yapısı

1-) Şablonun ana bölümleri

Tüm herşey şu meşhur
<body> Blogunuzun iskeleti </body>
etiketi arasında. Blogunuz genel anlamda 4 ana bölümden oluşur. Bunlar sırasıyla Header-wrap, Main-wrap, Sidebar-wrap ve Footer-wrap kısımlarıdır. Bunlar da kendi içinde parçalara ayrılmıştır. Örneğin iki kolonlu bir şablonunuz varsa bunlar büyük ihtimalle Sidebar1, Sidebar2 veya Sidebartop, Sidebarbottom şeklinde alt kısımlara (section) ayrılır.

Eğer bu laf salatasını kod bazında incelersek;
<div align='center' id='header-wrapper'>
<b:section class='header' id='header' maxwidgets='2' showaddelement='yes'>

Yukarıdaki güzide kodumuza baktığımızda header ana bölümünde en fazla 2 adet widget koyabiliyoruz. Şablonunuzun header ana bölümünde "Yeni Sayfa Ögesi" ibaresi varsa demek ki showaddelement değişkenin değeri yes olarak belirlenmiştir. ;-)

2-)Widgetler

Blogger kullanan herkes widget'in (bundan sonra bazı yerlerde Sayfa Ögesi olarak anılacaktır) ne olduğunu bilir sanırım. Bu zımbırtı sayesinde onlarca widget servisi ekmek yiyor :-) Hiç kod bilmeyen biri bile bu hazır widget kodlarını veren servislere gidip oradan kodunu aldıktan sonra Blogger şablonununda "Yeni Sayfa Ögesi" bağlantısı ile Mesaj panoları, resim galerileri, flash ögeleri, vs... koyabiliyor. Peki bu widgetlerin çalışma mantığı ne olaki?

Aşağıdaki örnekte bir sayfa ögesinin genel yapısı bulunmakta. Buradaki her değişkeni size anlatarak nasıl çalıştığını anlatmaya çalışacağım.
 <b:widget id='HTML4' locked='false' title='Sayfa Ögesi Başlığınız' type='HTML'>
<b:includable id='main'>
<!-- only display title if it's non-empty -->
<b:if cond='data:title != ""'>
<h2 class='title'> <data:title/> </h2>
</b:if>
<div class='widget-content'>
<data:content/>
</div>

<b:include name='quickedit'/>
</b:includable>
</b:widget>

Yukarıdaki örneği adım adım inceleyelim:
<b:widget id='HTML4' locked='false' title='Sayfa Ögesi Başlığınız' type='HTML'>

Kodun ilk satırında sayfa ögesine bir kimlik (id) tanımlanmakta. Hatırlarsanız siz bu sayfa ögesini oluşturuken içine bir takım kodlar yerleştirdiniz ve sayfa ögesini kaydedip çıktınız. Hiç bu kaydettiğiniz kodları şablonunuzda aramayı denediniz mi? İstediğiniz kadar arayın bulamazsınız :-) Bunlar Blogger'ın güzide sunucularında kendilerine atanan bir kimlik ile sizin şablonunuz tarafından ulaşılmayı bekliyorlar. Onlara ulaşabilelim diye de kendilerine bir kimlik tayin ediliyor.

Blogger şablonuzun ana görünümünde bir çok sayfa ögesini fare ile tutarak ordan oraya sürüklemek mümkün. E niye bazılarını sürükleyebiliyoruz da bazıları bizi dinlemiyor? O söz dinlemeyen sayfa ögelerinin locked değişkeni locked='true' değerini aldığı için asla kıpırdamaz.
<h2 class='title'> <data:title/> </h2>

Yukarıdaki satıra baktığımızda ise h2 etiketleri arasında data değişkeni bulunuyor. Data değişkenine verilen değer <data:title/> şeklinde. Bu title ilk satırdaki title'ın ta kendisi. Bu 2. satırdaki kod sayesinde sayfa ögesinin başlığını gösteriyoruz. Sayfa ögesinin başlık stili ise CSS tarafında h2'ye verdiğimiz değerler sayesinde oluyor.
<div class='widget-content'>
<data:content/>

İnceleyeceğimiz bu son kod parçacığına bakarsak sayfa ögemiz bir div içinde tanımlanmış. (Bir anlamda Web 1.0'da tabloların yaptığını yapıyor kendileri) Bu div içinde ne gösterileceğini ise <data:content/> sayesinde belirliyoruz.

Bu kadar dersten sonra "Yorum Gönder" butonunu değiştirmenin aslında ne kadar kolay olduğunu anlamışsınızdır. Şimdi aşağıdaki örnekle bunu da anlatalım.

Örnek: "Yorum Gönder" butonu yapma

Blogger şablonumuzun HTML Düzenle kısmına gelip, sayfa ögelerini genişlet kutucuğunu işaretledikten sonra kodlar arasında p class='comment-footer' ibaresini arayın. Bulmanız gereken kodlar aşağıdakiler olmalı:
<p class='comment-footer'>
<a expr:href='data:post.addCommentUrl' expr:onclick='data:post.addCommentOnclick'><data:postCommentMsg/></a>
</p>

Bu kodddaki eğik yazı ile yazdığım data değişkenin yerine koymak istediğiniz butonun bağlantı adresini yazmalısınız. Bunun için;
< img src="Butonun linki"/>
kodunu koymanız yeterli ;-)
Bakın artık data değişkeni yerine sabit bir değer geldi.

Bu kadar çok koddan bahsettikten sonra benim de pilim tükenmek üzere. Sizlere bu yazımda genel hatları ile Blogger şablonunun yapısını ve çalışma mantığını anlatmaya çalıştım.

Yakın bir zamanda script.aculo.us JavaScript kütüphanesini kullanarak şablonumuzda ufak tefek efekt geçişleri yapmayı anlatacağım.

Görüşmek üzere...

He unutmadan, yoklama kağıdına imza atmayan var mı? :-))

Güncelleme: Blogunuzun başlık (header) kısmına resim sayfa ögesi ekleme

Bu başlık altında İsitmeKaybı'nın sorusu yorumda geçiştirilecek kadar basit olmadığından bu yazıya güncelleme olarak eklenmiştir.

İşitmeKaybı'nın sorusu çok yerinde bir soru olduğu için kendisine öncelikle teşekkür ederim. Sorunun kaynağı şundan kaynaklanıyor:

Blog şablonunuzda "Blog başlığınız" (Üstbilgi) şeklinde bir sayfa ögesi varsayılan olarak gelir. Bu sayfa ögesi yazımda da anlattığım gibi Header-Wrapper ana bölümü içerisinde header kısmında (section) bir sayfa ögesidir. Şimdi bir çok kişi burada başka bir sayfa ögesi bulunmadığı için blog başlığına resim eklerken (Üst bilgi) Sayfa ögesini kullanarak resim eklemeye çalışır. Eklemeye çalışır ama ne yazık ki bu sayfa ögesi resimleri hiç bir zaman düzgün göstermez. Bizim sorunumuz buysa yapmamız gereken Header-Wrapper ana bölümü içerisine bir sayfa ögesi ekleyip türünü de resim olarak belirlemeliyiz. Tabi bunu kodlara bulaşmadan yapmak imkansız. Eliniz kodlara bulaşmışken bu işi de aradan çıkarabilirsiniz ;-)

İlk olarak sayfa ögesini kodlar arasında nereye koyacağınızı göstereyim. Kodlar arasında div id='header-wrapper' ibaresini arayın. Bulmanız gereken kodlar şu şekilde olmalıdır: (Şablonunuzda köklü değişiklikler yapmadıysanız)
<div id='header-wrapper'>
<b:section class='header' id='header' maxwidgets='1' showaddelement='no'>
<b:widget id='Header1' locked='true' title='Blog başlığınız (Üstbilgi)' type='Header'>

Bu kod blog başlığınızın bulunduğu sayfa ögesinin başlangıcı. Bu arasında bir sürü kodu peşine takarak uzayıp gider. Önemli olan başını bulmak. Buraya kadar geldikten sonra tek yapmanız gereken maxwidgets değerini 2 yapmak. Daha sonra ise bu sayfa ögesinin nerede kapandığını bulmak. Yani </widget> etiketini bulmalısınız. Bu etiketi bulduktan sonra hemen ardına benim aşağıda verdiğim resim sayfa ögesi kodlarını koyun ve kaydedin.
<b:widget id='Image1' locked='false' title='' type='Image'>
<b:includable id='main'>
<b:if cond='data:title != ""'>
<h2><data:title/></h2>
</b:if>
<div class='widget-content'>
<img expr:alt='data:title' expr:height='data:height' expr:id='data:widget.instanceId + "_img"' expr:src='data:sourceUrl' expr:width='data:width'/>
<br/>
<b:if cond='data:caption != ""'>
<span class='caption'><data:caption/></span>
</b:if>
</div>
<b:include name='quickedit'/>
</b:includable>
</b:widget>

Bundan sonra şablonuzun ana görünümüne baktığınızda (Üst bilgi) Sayfa ögesinin hemen altında bir resim sayfa ögesi oluşacak. İsterseniz bu sayfa ögesini başlığın üstüne alabilirsiniz. Bunun için de ilk verdiğim kod içindeki locked değişkenini false yapın. Böylece sayfa ögelerini fare ile sürükleyip alt-üst yerlerini değiştirebilirsiniz ;-)

+rep'leri bekliyorum :-))


Yazının devamını okuyun...>>

Teknik Servis Maceralarımız

Teknik ServisEfenim nerdeyse bir ay kadar önce DVD-RW'ımı yoğun bakıma kaldırdığımı size buradan duyurmuştum. 40'ı dolmadan da buradan duyurmak istemedim ama ne yazıkki yaklaşık 1 aylık ölüm kalım mücadelesinin sonunda onu kaybettim. Allah bir yandan alıyor bir yandan veriyor. İlk başlarda yeni arkadaşımı kabullenemesem de şimdi çok mutluyuz. Olay yoğun bakım servislerinden açılmışken size ama mutlu ama hüzünlü geçmiş yoğun bakım maceralarımdan bahsedeyim.

Teknik servis diyince birçoğumuz ilkiniriz. Çünkü bu kelime çoğunlukla sancılı bir dönemi hatırlatır. Bilgisayar gibi bir elektronik aletiniz varsa eminim bir çoğunuz teknik servisin yolunu tutmuştur. Her bir parçası ayrı bir dert. Bir de benim gibi bilgisayarının tüm parçalarını kendiniz topluyor ve kendiniz herşeyi ilgileniyorsanız durum daha da can sıkıcı hale gelebiyor. Ömrü hayatımda bilgisayarım için 4 defa teknik servisin yolunu tuttum. Bunlardan 3'ü optik sürücüler yüzünden 1'i de ekran kartı yüzündendi. Optik sürücüler herhalde en çok arıza yapan cihazların başında geliyor. Şimdi size söz verdiğim gibi tecrübelerimden bahsedeyim.

LG CD-ROM Vakası

Nerdeyse 2 aylık bir mücadelenin sonunda üzerine 20 YTL daha verip LG CD-RW almıştım. Çünkü tam o sıralar CD-ROM sürücüler üretimden kalktığı için piyasada CD-ROM sürücü kıtlığı vardı. Bu mücadelede nerdeyse ya ben o adamı dövecektim ya da o beni.

XpertVision-ATI Radeon 9550 Pro Ekran Kartı Vakası

Bu kartı aldığımda ortalığın tozunu attırıyordu. Overclock potansiyeli sayesinde insanları kendisine aşık etmişti. Ben de o aşık olanlardanım. Herşey iyi güzel derken bir anda garip bir sorun ile karşılaştım. . İlk defa kardeşim FIFA oynarken farketmiştik. Ekranda sanki yağmur yağıyor gibi çizikler oluşuyordu. Acaba oyundan mı diye şüphelenip başka oyunlarda da denedik ama nafile. Sonra sürücüsüne el attım, daha sonra format attım. Ama kart format attıktan bir süre sonra aynı sorunu gösterince aldığım yere, Gold'a götürdüm. İlk safhada orda test edildi. Ama test edildiğinde hiç bir sorun çıkarmadı. Yav kendi gözlerimle görmesem adamlara inanmayacağım ama vallahi de billahi de sorun yok. Neyse çaresiz eve döndüm ve sorunu yazılımlarda aramaya başladım. Bunun sebebi yazılımla ilgili olmalıydı, üstelik format attıktan bir süre sonra sorunun ortaya çıkması şüphemin ne kadar doğru olduğunun bir kanıtıydı. Sonunda formattan sonra yüklediğim yazılımları tek tek yükleyip kartı kontrol ettiğimde katil programı buldum ve tekrar kullanmamak üzere kaldırdım, o kadar sinirlenmiştim ki şimdi adını bile hatırlamıyorum :-) Sanırım sürücü ile çakışma yapıyordu.

LG CD-RW Vakası

Hani yukarıda CD-ROM + 20 YTL karşılığında bir CD-RW aldığımdan söz etmiştim ya, ta kendisi ile karşı karşıyasınız. Herşey yolunda giderken bir anda (her zaman böyle değil midir?) CD seçmeye başlayıp sonrasında motorunu bile çalıştırmaktan vazgeçmişti. Garanti kapsamında olmadığından iş başa düştü ve kapağını usulca açtım. Sonra üfleyip, orasını burasını kurcalamaya başladım. Lazerini temizleyip, sürekli takılan tepsisinin açma-kapama düzeneğini temizleyip yağladım. Artık gözden çıkarmıştım, ya çalışacaktı ya daaa... :-) Sonunda çağrılarıma cevap verdi ve yeniden doğmuş gibi tıkır tıkır çalışmaya başladı.

Son Vaka: PHILIPS DVD-RW

Son vakayı zaten burada anlatmıştım. Sadece son kısım yani yeni arkadaşımla buluşma faslını anlatacağım. Benim rahmetli nerdeyse 2 yılını doldurmak üzere olduğundan piyasada aynısı yokmuş. Bu yüzden de son modellerden birini sıfır olarak verdiler. İlk başlarda siyah olmasını dert ettim, beyaz kasada bir garip görünüyordu. Ama şimdi arabaların önüne takılan o siyah kumaş gibi duruyor :-) PHILIPS'in politikası sanırım: bir ürün bozulduğu anda yarım yamalak tamir edip göndermek yerine yenisini yolluyorlar. Ben gerek arkadaşlarımdan gerekse forumlardan hep bunu gördüm.

Bitirirken...

Benim ufak tefek daha bir çok sorunum oldu ama yıların birikimi ile artık sorunların çok daha çabuk üstesinden gelir oldum. Sizinde teknik servisle içli dışlı anlarınız varsa içinizi dökebilmeniz için "Yorum Gönder" butonuna basmanız yeterli :-)


Yazının devamını okuyun...>>

Steve Jobs: Aç Kal Budala Kal

Steve Jobs'u Bill Gates ile canlı yayında yaptığı röportajda tanıma fırsatım olmuştu. Bill'i, verdiği cevaplarla utandırmış üstüne üstlük alttan alttan sopa göstermişti :-) Sizlerle paylaştığım bu videoda ise Stanford Üniversitesinin mezuniyet töreninde konuşmacı (onur konuğu olabilir) olarak katılmış. Sizlere 3 hikaye anlatacağım diye başlayan konuşmasını "AÇ KAL BUDALA KAL" diye bitiriyor. Videoda her zamanki gibi uslanmaz bir çocuk edasıyla Windows'a sataşmış, Google olan hayranlığını ise çok güzel bir benzetme ile açıklamış.

Unutmadan video tamamen Türkçe altyazılı.

Güncelleme: Bu videonun linki bana mail yolula gelmişti. Şimdi Blog Linkleri sayesinde öğrendim ki altyazıyı buradaki arkadaş hazırlamış. Kendisine teşekkür ederim.


Yazının devamını okuyun...>>

Son Yorumlar