Web 2.0 Çöplüğü

Web 2.0 'ı ballandıra ballandıra bitiremediğimiz bir gerçek. Doğrusu bunu da hakediyor. Ancak hayatımıza getirdiği kolaylıklar dolaylı yoldan interneti bir çöplük haline getiriyor. Hiç kuşkusuz Web 2.0 ile web deneyimlerimiz köklü bir değişikliğe uğradı ve hiç olmadığımız kadar özgür olduk. İşte anahtar kelime olan özgürlük kavramı bizi hiç olmadığımız kadar spam siteler ile karşı karşıya getirdi. Benim dikkatinizi çekmek istediğim konu spam bloglar, diğer bir adıyla splog.

Splog kavramının hayatımıza girmesi çok eskiye dayanmıyor. Özellikle Blogger servisinin Google'a geçmesi ile gelişen servis, splog oluşturanlar için kaçırılmayacak bir fırsat haline geldi. Bedava barındırmanın yanında bedava alan adı yönlendirmesi de olunca tadından yenmeyecek kıvama geldi. Splog'lar o kadar hızlı yayılıyorlar ki yeni çıkmış bir dizinin arama motorlarında -özellikle Google- aranması üzerine resmi siteyi bulmak samanlıkta iğne aramak halini alıyor. Splog oluşturanlar genellikle arama motorlarında en çok aranan kelimeleri kullanıp, siteleri reklama boğuyorlar. Dahası buraya gelecek ziyaretçileri başka sitelere de yönlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu işi ciddiye alanlar iyi bir işçilik çıkartarak SEO canavarı splog'lar oluşturuyorlar. Splog içerikleri çoğunlukla çalıntı olur; zira onlarcasına baktığınızda farklı bir tasarıma sahip olsalar bile benzer içeriği görebilirsiniz. Hatta yanlış içerik bile bir virüs gibi yayılır.

Kişisel internet kullanımımda en çok TV dizilerinin splog'ları ile karşılaşıyorum. Tahmin edeceğiniz gibi arama motorlarında en çok aranan kelime gruplarından birini de TV dizileri oluşturuyor. Bunu fırsat bilen kişiler yaklaşık 1 dakika içinde Blogger üzerinde bir splog oluşturup, müşterilerini beklemeye koyuluyor. Tabi bu sırada boş durmayayıp arama motorları ve video yükleme sitelerini alt üst edip içerik topluyor! Gelin sizlere bariz bir örnek vererek bu konuya netlik getireyim.

Google aramasında Yol Arkadaşım
Yaklaşık bir hafta önce Kanal D kanalında Yol Arkadaşım adında bir TV dizisi başladı. Bendeniz diziyi izledikten sonra merak ettiğim için sitesi var mı yok mu diye araştırmak istedim. Tabi her zaman ki gibi Google arama motorunu kullanarak dizinin adını yazdım ve araştırmaya başladım. Tam 10 sayfalık arama sonuçlarınının içinde resmi siteyi bulamayınca şaşırmadım doğrusu. Sırf Blogger üzerinde onlarca splog ile karşılaştım. Tabi arama motoruna yol arkadaşım resmi sitesi yazınca her şey değişiyor. Ancak kaç kişi resmi sitesi şeklinde arama yapıyor ki?

Aslında başka bir soru daha sormalıyız. Acaba internet kullanıcıları splog'lardan rahatsız mı? Çünkü bu tür dizi blogları bir çok kişi için can simiti görevini görüyor. Kaçırılan bölümler, son dedikodular, resimler, vs. anı anına paylaşılıyor ve ziyaretçi için cazip hale getiriliyor.

Splog'lar sadece TV dizilerinden oluşmuyor. Yüzlerce çeşidi var. Nedir? sorusunun sorulabileceği herşeyin olduğu blogları da unutmamak gerek. Daha geçenlerde bir blog ile karşılaştım. Nerdeyse 1000 tane yazı var ve hepsi "..... nedir?" şeklinde içerikten oluşuyor. Size bu blogu yazan kişi oturup bunları elle mi yazıyor :) Bazılarınız "bırak içerik yaygınlaşsın" diyebilir. Ancak orjinal içerik yerinde güzeldir, tıpkı dalındaki meyve gibi.

İnterneti Çöplük Haline Getiriyorlar

Microsoft Research takımının Mart 20'de yaptıkları Spam Double-Funnel: Connecting Web Spammers with Advertisers araştırması sonucunda blogspot.com alan adı altında barınan sitelerin %77 gibi büyük bir oranda spam olduğu sonucuna varılmış.

Alt alan adlarının spam içerik oranı
Grafikten de görülebileceği gibi blogspot.com alan adı altında yayın yapan 4 siteden 3'ü spam. Dahası 15 alan adının aritmetik ortalaması alındığında %85,4 gibi bir spam yüzdesi çıkıyır. Bu oran gerçekten düşündürücü.

Araştırmada ortaya çıkan diğer bir tablo da alan adı uzantılarının spam yüzdeleri.

Alan adı uzantılarının spam içerik yüzdeleri
Bitirirken...

Hiç kuşkusuz bilgiye hiç olmadığı kadar rahat ulaşıyoruz. Öyle ki sadece interneti kullanarak projeler, tezler yazıyoruz. Ancak bilgi havuzunun bu denli geniş ve korumasız olması aradığımız içeriği bulmamızı zorlaştırıyor. Bazen spam içerikli siteler yüzünden saatlerce doğru içeriğe ulaşmaya çalışıyoruz. Hatta en sonunda ulaştığımız bilginin doğruluğundan emin olmayıp vazgeçebiliyoruz.

Ne yazık ki bu güvensiz ortamın oluşmasına sebep olan ya da izin veren bizleriz. Arama motorlarını kullanma alışkanlıklarımız, içerik üretmek için verdiğimiz çaba, doğru ve emek verilen bilgiye gösterdiğimiz saygı... Bunlar ve daha fazlası dolaylı yoldan bu sektöre yol gösteriyor.

Web 2.0'ın hayatımıza getirdiği kolaylıkları ve avantajları gözardı etmek imkansız. Ancak kullanıcılar olarak dolaylı yoldan da olsa getirdiği dezavantajları bilmemiz gerek. Daha önceden de bedava alan adı ve barındırma sağlanıyordu. Ancak bunları kullanabilmek için bir site oluşturup yayınlamak gerekiyordu. Şimdiyse bir kaç dakikada mükemmel tasarımlarda sitelere sahip olabiliyoruz. İşte bu özgürlüğü hangi amaç doğrultusunda kullanacağımız tamamen bizim sorumluluğumuzda.


Yazının devamını okuyun...>>

Photosynth: Fotoğraf Analiz Yazılımı

PhotosynthPhotosynth. Bu ismi ilk olarak Mehmet Nuri ÇANKAYA'nın blogunda duydum. Microsoft tarafından geliştirilen bir fotoğraf analiz programı. Bu program ile bilim kurgu filmlerinde görebileceğiniz sahneleri yaşamanız an meselesi :) Her ne kadar Google, Google Earth programı ile bu tür sahneleri bize daha önceden yaşatmış olsa da Photosynth yazılımını da denemekte yarar var.

Size örnek vererek konuyu daha basit hale getireyim. Bir mekan ile ilgili elinizde yüzlerce fotoğrafın olduğunu düşünün. Öyleki mekanın her açıdan fotoğrafını çektiniz. İşte bu aşamada Photosynth devreye giriyor. Elinizde olan tüm fotoğrafları analiz ettikten sonra o mekanı size 3 boyutlu bir şekilde yaşatabiliyor. Üstelik fotoğraflar arasında kurduğu ilişki sayesinde bir fotoğrafa benzeyen diğer fotoğrafları size sıralayabiliyor. Sözgelimi Piazza San Marco meydanındaki kuleyi seçtiğimde kulenin geçtiği tüm fotoğrafların ana fotoğrafın etrafında sıralandığını göreceksiniz.

Photosynth ile ilişkili fotoğrafları gösterme
Yine mekandaki bir fotoğrafa tıkladığınızda eğer o kare başka bir fotoğrafta başka bir açıyla çekilmişse, bu görüntüyü anında görebiliyorsunuz.

Yazılımın CSI: NY dizisinde de kullanılması hangi amaçlarla kullanılabileceğini işaret ediyor.

Yazılımı şimdilik online bir şekilde kullanabiliyorsunuz. Buradan indirebileceğiniz eklenti sayesinde yazılımı online olarak kullanabilirsiniz. Şimdilik önceden hazırlanmış 5 adet fotoğraf albümünü gezebiliyorsunuz. Microsoft Live Labs ekibinin yaptığı açıklamaya göre ileride kendi bilgisayarımızdan da fotoğraf yükleyip analiz edebilecekmişiz. Açıkcası yazılımın gerçek performansını da o zaman görebileceğiz.


Yazının devamını okuyun...>>

Blogger Başlığınızı SEO'ya Uygun Hale Getirin

Yeni, yine, yeniden...

SEO ile uğraşan Blogger kullanıcılarının karşılaştıkları sorunlardan biri de Blogger'ın kullandığı başlık (title) etiketinin çalışma prensibidir. Şimdiye kadar blogda bulunan bir yazıya tıkladığınızda, yani yazının kalıcı bağlantısına (permalink) gittiğinizde internet tarayıcınızın başlığı aşağıdaki gibi olurdu.

Eski Blogger Başlığı
SEO ile uğraşan kişilere göre arama motorları bu tip başlıkları pek sevmiyormuş Bunun yerine aşağıdaki gibi olması daha iyiymiş.

Yeni Blogger Başlığı
Bunu gerçekleştirmek için önceden uzunca bir kod yazmak gerekliydi. Ayrıca yapılan yöntemde widgetler kullanılıyordu. Bu yöntem sağlıklı olmadığı için kullanmadım. Neyse ki Blogger mühendisleri sesimizi duydu ve bizlere bir değişken hadiye ettiler...

Blogger'a yeni adapte edilen bir değişken ile bundan sonra başlıklarımız SEO'ya uygun biçimde görüntülenecek. Yeni değişkenimiz data:blog.pageName şeklinde tanımlanmış. Bu değişken sayesinde blog sayfa ismini kullanabileceğiz. Siz de yeni değişkeni kullanmak istiyorsanız aşağıdaki adımları izleyin:

1-) Blogunzun HTML Düzenle kısmına gidin.
2-) Şablonuzun hemen başındaki şu kodu bulun:

<title><data:blog.pageTitle/></title>

3-) Bu kodu aşağıdaki kod ile değiştirin:
<b:if cond='data:blog.pageType == "index"'>
<title><data:blog.title/></title>
<b:else/>
<title><data:blog.pageName/>-<data:blog.title/></title>
</b:if>

4-) Son olarak şablonuzu kaydedin.

Eğer Blogger şablonu hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, söz gelimi; "değişken nedir?" ve daha fazlasını öğrenmek isterseniz sizi şu yazıma davet ediyorum:

Blogger Şablonunu Düzenleme (Güncellendi)


Yazının devamını okuyun...>>

Bu Bir ALES Macerasıdır!

İyi ŞanslarSınavlar diyarı ülkemizde ÖSS ve KPSS kadar meşhur olmasa da ALES adında bir sınavımız daha var. İşte bu sınav bugün gerçekleştirildi. Sağolsun ÖSYM, Kadıköy'de oturan bendenizi Pendik Esenler mahallesinde bir okula yerleştirmiş. Sınav başvurusunda sınava nerde girmek istediğinizi sormaları nezakettenmiş :)) Normalde sınav günü heyecan yaşamamak için okula önceden gidilir, bakılır, sonra uzaktan bir daha bakıldıktan sonra yeri belleğe kazınır ve geri dönülür. Ama bu dediğim heyecan yaşamak istemeyenler için. Benim heyecan istemediğimi kim söyledi...

Gece 12 sularında yattıktan sonra sabah 6'da kalkıp bir çırpıda kahvaltımı yaptım. Sonra bir kaç gün önce Google Maps ile baktığım haritayı kafamda canlandırmayı denedim. Yetersiz bellek yüzünden dolayı işlem gerçekleştirilemeyince bismillah diyip evden çıktım :) Bostancı köprüsüne gidip E-5 yoluna çıktım. Bana yardım edebilecek birine bakınırken bir İETT çalışanını gözüme kestirip adresi sordum. Kısa bir konuşmanın ardından bulunduğum yerin benim için hayırlı olmadığna kanaat getirdim :) Tekrar köprüye çıkmamla Bostancı tren istasyonuna giden otobüse binmem bir oldu. Beş dakika sonra istasyona vardım ve banliyö trenini beklemeye koyuldum. On dakikalık bir rötardan sonra gelen trenimiz ile sağa salim Pendik Kaynarca'ya vardım. Bundan sonra ise heyecan tavan yapmaya başladı. Bir saat kalmıştı ve ben gideceğim yeri bilmiyordum! Az ilerideki kıraathaneye sordum ama cevap alamadım. Azmim hiç olmadığı kadar benimleydi; zaten içimde de bir ses işlerin yolunda gideceğini söylüyordu. Nitekim beş dakika sonra beni okula götürecek aracı buldum; bir polis minibüsü. Polis minibüsü tam hareket ederken durdurup adresi sordum. Adresi sormamla kendimi minibüsün içinde bulmam bir oldu. Meğerse benden hemen önce bir vatandaş daha aynı okulu sormuş ve onu da almışlar. Sağolsun polis abilerimiz bizi okulun kapısına kadar bıraktılar.

Bu şansı kaybetmeden çıkışda da kullanmalıydım, bu yüzden sıkı sıkı sakladım. Sınav çıkışı yarım saat araç bekledim ama nafile! Zaten ayda yılda bir geçen otobüs Pazar günü olması sebebiyle geçmez oldu. Baktım olmuyor, cebimde sıkı sıkıya tuttuğum şansımı çıkarıp beklemeye koyuldum. Kısa zaman sonra bir kırmızı bir Renault 12 önümüzde durdu ve isteyenleri, yolunun üzerindeyse bırakabileceğini söyledi. Yolu da tam benim yolummuş; şansa bak :))

Emektar Renault 12'ye bindikten sonra sürücü ile birlikte 4 kişi yolumuza koyulduk. Hemen tanışma faslı geçti ve fıkralık bir durum çıktı ortaya. Dördümüz de mühendis çıktık :) İki makine, bir bilgisayar bir de inşaat. Evet, evet, aynen buna benzer bir fıkra vardı :) Ben hatırlayamadım, hatırlayan varsa anlatsın bize...


Yazının devamını okuyun...>>

Forumların Gücü Adına...

Blogların yükselişi karşısında forumların ne durumda olduğunu araştırmak için bundan 9 ay önce blogküre çapında bir anket yapmış ve blog yazarlarının cevaplarını buradan açıklamıştım. Bu araştırma ile blogların hızlı yükselişi karşısında forumların kan kaybettiği ortak görüş olsa da diğer bir ortak görüş de adam gibi forumların yerli yerinde duracağı yönündeydi. İşte size anlatacağım konu da bunu teğit eder yönde...

Donanımhaber Forumu
Dün öğleden sonra bir tanıdığın oğluna bilgisayar toplamak için Bostancı Vatan Bilgisayar'a gittik. Bana bir gün önceden haber vermesinden dolayı, adam akıllı performans/fiyat analizi yapamadan kendimizi satış elemanlarının karşısında buldum. Her ne kadar sabah saatlerinde ön araştırma yapsam da iş bilgisayar toplamak olunca en iyi fiyata en iyisini seçmek gerekiyor. Üstüne üstlük başkası için bilgisayar toplamak da ayrı bir dert. Bu yüzden ön araştırma ile topladığım bilgisayardan pek emin değildim. Neyse ki aklımdaki bazı soruları yanıtlayabilmem için ortak kullanıma açık bir bilgisayar bulduk. Müşteriler, bilgisayarları kurulurken internete bağlı bir bilgisayarın da olduğu kafeteryada bekletiliyorlar. Burda bulunan bilgisayar ile hemen Donanım Haber forumuna girdim :)) İşim bittikten sonra kafetaryada otururken karasızlığı yüzünden okunan biri bilgisayar başına geçti. Bir yandan Ekrem abi ile sohbet edip bir yandan da adamı süzerken, bilin bakalım ne gördüm? Evet, O da Donanım Haber forumuna girdi. Bir ara çıktı tekrar girdi. Sonunda kararsız kararsız ordan uzaklaştı.

Donanımhaber online kişi sayısı
Sanırım bu olay aynı anda 6000 kişinin forumda olmasının nedenini açıklıyor. Evde, yolda, alışverişte, parkta, kafetaryada, tuvalette... Bağlantının olduğu her yerde :))


Yazının devamını okuyun...>>

Yoksa Siz Hala Internet Explorer 6 mı Kullanıyorsunuz?

Web programlama işi ile uğraşanların başını ağrıtan önemli sorunlardan biri de tarayıcı uyumsuzluklarıdır. Tarayıcı motorlarının yorum ve standartlara verdikleri destek farklılıkları bu sorunun ortaya çıkmasına neden olur. Son zamanlarda bu farklılıklar iyice azalsa da eski alışkanlıklar yüzünden bu sorun hala önemliliğini korumaktadır.

Standartların sürekli gelişmesi, yeni teknolojilerin ortaya çıkması ile web sayfaları eskiye oranla çok daha kullanışlı ve profesyonelce hazırlanıyor. Kullanıcı etkileşimleri de hadsafhaya ulaşmış durumda Önceden bir web sitesine müdahalemiz bir form doldurmaktan ibaretken, şimdi web sitesini kendimize göre düzenleyip görmek istediğimiz hale getirebiliyoruz...

Aklıma kısa bir süre önce tamamiyle yenilenen BBC'nin sitesi geldi. Onu Haber 7 ile karşılaştırınca aradaki farkı çok rahat görebilirsiniz. Burada BBC ile Haber 7'yi sadece benzer işleri yaptıkları için karşılaştırdım.

Web standartları ile ilgili daha fazla yazı okumak isterseniz Mehmet Doğan'ın yazmış olduğu şu iki yazıyı okuyabilirsiniz. Türkçe kaynak olarak bu yazıları buldum, siz daha farklı yazılar da bulabilirsiniz.


Son gelişmeleri takip edebilmeniz içinse The Web Standards Project'i önerebilirim.

Şimdi kanu başlığımza, yani Internet Explorer 6'ya dönelim. Bilinçli olarak sizlere web standartları ile ilgili bilgi verip aklınızda bazı şeylerin şekillenmesini sağlamak istedim. Çünkü direkt olarak insanlara Internet Explorer 6'yı bırak dediğinizde, size sebep soracaklardır. Düşünsenize işletim sistemi ile gelen bu programın yarattığı tekel durum yüzünden, insanların bir çoğu başka tarayıcı olduğunu bile bilmiyor! İnterneti sadece ihtiyaç doğrultusunda kullanan insanlar için internette yaşadıkları deneyim pek de önemli değildir. Zaten bu tür işlere de pek merak sarmazlar. Hal böyle olunca insanların tabularını yıkmak zor olabiliyor.

Sanırım mafiamax.com'un Google Analytics kullanılarak tutulan istatistik sonuçlarına göz atarsak durumu daha net olarak göreceğiz.

Tarayıcı yüzdeleri

Grafikten anlaşıldığı gibi ziyaretçilerin çoğunluğu Internet Explorer tarayıcısını kullanıyor. Internet Explorer 7 sürümü ilk çıkarıldığında sadece lisanslı işletim sistemlerine yüklenebiliyordu. Ancak Microsoft'un aldığı bir karardan sonra lisansız işletim sistemleri de bu tarayıcıyı yüklemeye hak kazandılar. Bu durumda bile Internet Explorer 6'nın bu denli yüksek kullanım oranına sahip olması, başta söylediğim gibi bilinçsiz kullanımın bir sebebi gibi görünüyor.

Tasarımcıların Internet Explorer 6 sürümü ile başı öyle bir dertte ki basit bir PNG resmi bile sorun çıkarabiliyor. Fatih Hayrioğlu'nun sırf PNG resimler düzgün görüntülenebilsin diye yazdığı makaleyi okuyunca Internet Explorer 6'yı görmek bile istemeyeceksiniz. Orada da dediğim gibi, keşke birileri Internet Explorer 6'yı yok edecek bir virüs yazsa :)) Çok mu acımasız olurum? Biliyorum bir emektara böyle söylemek hiç de doğru değil. Ama herkesin bir devri var!

Microsoft'un Vista işletim sistemi ile birlikte çıkan Internet Explorer 7 tarayıcısı eskiye oranla iyi bir konuma gelse de hala standartlara tam destek vermemesi yüzünden kullanıcıların eleştirilere maruz kalmakta. Yakında çıkacak olan 8. sürümün bu standartlara tam destek vereceği bekleniyor.

Sizlere önerim, bir çok açığı ve standartlara vermiş olduğu destek yetersizliği sebebiyle bir an önce Internet Explorer 6 tarayıcısını kullanmayı bırakmanız ve en son kararlı sürüm olan Internet Explorer 7 sürümünü yüklemenizdir. Biraz daha cesaret kazandıysanız Firefox 2 tarayıcısının eşsiz tadına bakmalısınız.


Yazının devamını okuyun...>>

Son Yorumlar