29 Temmuz 2012

The Dark Knight Rises

The Dark Knight RisesChristopher Nolan ile farklı bir Batman'in hayatımıza girişinden 7 yıl geçmiş. Daha öncesinde defalarca farklı yönetmenler tarafından çekilmiş bu süper kahramana o zamana dek hiç ısınmamıştım. Batman Begins ile başlayan macera The Dark Knight ile zirveye ulaşmıştı. Şimdi seriye 3. halkanın eklenmesi ile bir macera bitti.

The Dark Knight Rises'ı dün izledim. Bir yıl kadar önce kardeşim ve çok sevdiğim arkadaşım Emre ile izlemeyi hayal ettiğim bu filmi tam da istediğim şekilde izledik. Film çıkışında uzun uzadıya konuşamasak da içimdeki boşluğu eve giderken anlayabildim. Sanırım, The Dark Knight Rises'taki en büyük eksiklik gerçeklik kurgusuydu. Nolan, birinci filmde her ne kadar gothic (Türkçe'de tam karşılığı olmasa da karanlık, gerçek üstü gibi kullanabiliriz) bir şehir olsa da gerçeklik karşılaştırması yapacağınız olaylar yaşanmıyordu. Yani devleti imgeleyen bir generali görmemiştik. Kendi içinde, dünyadan bağımsız bir şehir gibi tasvir ediliyordu. İkinci filmde ise gerçeklik o kadar üst seviyedeydi ki bir çok insan tarafından gelmiş geçmiş en iyi film olarak kabul edilmesinin altında yatan gerekçelerden biri de bu gerçeklik-süper kahraman ikilemiydi.


Yazı buradan itibaren spoiler (film hakkında ipuçları) içerebilir. Filmi izlemeyi düşünüyorsanız okumaya devam etmeyin!

Üçündü filmdeki mantık hatalarını bir kenara bıraktığımızda beni en çok rahatsız eden şey gerçeklik karşılaştırmasına girmiş olmaktı. Çünkü ne birinci filmdeki gibi yalıtılmış bir şehir hissi ne de ikinci filmdeki gibi gerçek dünyaya ait bir şehir hissi var. Üç ay kadar işgal altında kalan bir şehir bir tarafta duruken o kudretli (!) ABD'nin elinden bir şey gelmemesi ve bunun gösterilmesi çok gereksiz bir sahne olmuş. Genaralin uçakları geri çevirmesini göreceğimize, devletin sadece Gotham polisi ile temsil edilmesi çok daha güzel olurdu. Böylece bu karşılaştırmalara girmemiş olacak ve o gothic şehri yaşamaya devam edecektik. Ayrıca, Batman'in bolca yakın dövüş sahneleri içinde yer alması da Batman'i zayıf göstermiş. Hızlı, çevik ve aniden beliren bir Batman'e alışmışken her gördüğü yerde Bane ile çocuk gibi kavga etmesi hele de sokak dövüşü yapması Batman'in büyüsünü bozmuş.

Sonuç olarak, Nolan'ın Batman'i yeni bir bakış acısıyla sinemaya taşınmasından çok memnunum. Süper kahraman filmlerine oldukça farklı bir anlatım getirdiği su götürmez bir gerçek. Seriyi sevenlerin halkayı tamamlamasını öneriyorum.

İyi seyirler.

İlgili Yazılar

Bu yazıya 4 adet yorum yapılmış. Düşüncelerini belirtmek istiyorsan durma yorumunu paylaş!
  1. Özellikle ikinci yorumun (Batman'ın çok fazla yakın dövüş yapması) çok doğru. Neyse, eğlenmek lazım. Sonuçta çizgiromandan uyarlanmış bir filmin ne kadar gerçekçi olmasını bekleyebiliriz ki!

    YanıtlaSil
  2. Yakın Dövüş konusu gerçekten batman'in o tanıdığımız karakterini yedi bitirdi.

    ama film güzeldi türkçe dublajı gelse dahada güzel olacak

    YanıtlaSil
  3. @Ras,
    Film zaten hem orjinal hem de Türkçe dublaj olarak vizyona girdi.

    YanıtlaSil

Küfür ve hakaret içeren yorumları sevmiyor, Türkçe'nin doğru kullanıldığı yorumları ise çok seviyoruz.

HTML: <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
Uyarı: URL adresi belirtirken lütfen başına http:// protokolünü koymayı unutmayın!