Blogger'a OpenID Hesabınızla Yorum Yapabileceksiniz!

Blogger durmuyor ve çalışmaya devam ediyor...

Blogger'ın bugün verdiği müjdeye göre bloglara yapılan yorumlarda Blogger hesabına sahip kişiler dışında, OpenID altyapısının olduğu WordPress, TypePad, LiveJournal ve AOL/AIM kullanıcılarına da izin verilecek. Bu özelliği asıl önemi bloglarında sadece Blogger hesabına ait kişilerin yorum yapmasına izin veren yazarların bundan sonra bu hesaplara sahip kişilerden de yorum alabileceği.


WordPress için bir not düşmek gerekirse;

  • WordPress kullanıcılarından kasıt, WP'nin alt domaini olarak çalışan, yani OpenID'si olan bloglar. WP'deki blog adınızı girdikten sonra WP üzerine yönlendiriliyorsunuz ancak Türkiye'de halen (!) WP yasaklı olduğu için sorun oluşuyor.
Şu anda test sürüşü devam ediyor. Yakın zamanda da tüm Blogger kullancıılarının hizmetine sunulacak. Test sürüşüne katılmaya ne dersiniz?


Yazının devamını okuyun...>>

Mim: Blogun Hayatımızdaki Yeri

Blogkürede araştırma yapmanın bir çok yolu var. En çok kullanılan yolların başında yazarlarla söyleşi yapmak ve anket yapmak geliyor. Aslında çok daha geniş kitlelere yayılacak bir yol daha var: Mim. Ancak mimin kullanım amacı kesin çizgilerle belirli olmadığı için farklı farklı amaçlarla kullanıldığını görmek mümkün olabiliyor. Ben de kaç zamandır bir araştırma yapmak istiyorum ancak bunu sadece benim blogumda değil de bir çok kişinin blogunda görmek ve daha geniş kitlelere yayılmasını istiyorum. Çok şey mi istiyorum acaba :-) Neyse bakalım neymiş bu kadar çok araştırmak istediğim şey. Baştan söyleyeyim alıştığınız mimlerden farklı olacak bu.

Blog yazarlarımızın profilini baktığımızda geniş bir yelpazeye sahip olduğumuzu söylemek mümkün. Bu yelpazeyi öğrenciler, bir çok sektörden çalışanlar, ev hanımları (ev beyleri de olabilir), emekli(ler) (bir yerde bir yazarımızı görmüştüm ama blogu hatırlayamıyorum) oluşturuyor. İnsanların gün içindeki programları en çok uğraştıkları işle ilgili olarak değişiklik gösteriyor. Eğer öğrenciyseniz doğal olarak okul vaktinde blogunuzla ilgilenemez, sınav vakti geldimi benim kaldığım gibi bayağı bir uzak kalabilirsiniz. Bir çalışanı göz önüne aldığımızda ise eğer masabaşı iş yapıyor ve karşısında da emektar bir bilgisayarınız varsa mutlaka gün içinde blogküreyi yoklayabilir ve blogunuzla kısmen de olsa ilgilenebilirsiniz. Eğer ev hanımı iseniz ev işiydi, çocuktu derken eğer hala kendinizi enerjik hissediyorsanız ve sıkı bir blogçuysanız blogta yazı yazmanın zamanı gelmiştir. (Aman ha blogla ilgileneyim diye işleri berbat etmeyin :-) ) Emekliler ise en zaman bakımından en şanslı kısım olsa da elle tutulur örnek sayısı çok az. (Bildiğiniz örnek blogları lütfen yorum kısmında paylaşın)

Şimdi gelelim araştırma konumuza. Blog yazarlığına ayırdığınız vakit ve onla ilgili sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Mim başlığı: Blogun hayatımızdaki yeri

Cevabı beklenen sorular:

1-) Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
2-) Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
3-) Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
4-) Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
5-) Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Benim cevaplarım:

1-) Sanırım daha önceden PCnet'ten tanıdığım aYYaS ve eburhan'ın bloglarını görmem ve heves etmem ile başladım bu işe. Allah'tan bu işe başlarken örnek aldığım insanlar Cem ve Erhan. Çünkü ikisinin de iyi bir blogçu olduğu kanatindeyim.

2-) Blog yazmaya başladığım da daha çok bilgisayar donanımları üzerine konuşurum sanıyordum ama tam tersi bir şekilde en az konuştuğum konu oldu. Galiba üzerinde en çok durduğum konu Blogger İpuçları'dır. Sevdim de bu konuda yazmayı. Ama belli bir konu üzerinde yazmayı amaç edinmediğim için o konuya da ara verdim. Şimdi ağırlıklı olarak kişisel yazılar yazıyorum.

3-) Hayatımda blog yazmanın benim için bu kadar önemli olacağını asla kestiremezdim. Bir şeyin hayatınızda önemi arttığında da diğer şeyleri etkilememesi nerdeyse imkansızdır. Ben öğrenci olduğum için ve eve 18 sularında geldiğim için ancak akşamları yazı yazmaya fırsat bulabiliyorum. Zaten yazılarımın yayınlanma saatlerine bakarsanız anlarsınız. Blog yazmak benim günlük hayatımda daha fazla bilgisayarla vakit harcamama ve uykusuz kalmama sebeb oldu diyebilirim.

4-) Blog yazmanın ve yayınladığınız yazılarınızın okunduğunu bilmenin insana haz verdiği su götürmez bir gerçek. Ayrıca zamanında hiç merak etmediğim şeyleri araştırmamı ve bilgi dağarcığımın gelişmesini sağladığı da bir gerçek. Üstelik hayatınızda belki de hiç görmeyeceğiniz bir insan yardımcı olabilmek te çok güzel. Anlayacağınız bu işten zevk alıyorum. Okunduğunuzu ve takip edildiğinizi bilmek insanın daha özverili ve daha dikkatli yazmasına neden oluyor ama bu benim için asla bir işkence olmadı. Ne de olsa burası benim çöplüğüm.

5-) Blog yazmaya nasıl önceden karar vermediysem bırakmak için de önceden bir karar vermedim. İnsanın hayatına giren bir şey ilk zamanlar çok daha değerlidir, üzerine daha çok titreriz. Ama zaman geçtikçe o da hayatımızdaki sıradan şeylerden oluverir. Blog yazmakta bana ne zaman zevk vermekten çıkarsa o zaman yazmayı bırakırım...

Mimlenenler: Damacana, eburhan (Erhan sen izinli sayılabilirsin, ama yoklamaya katılmanı çok isterim), Tekmetokat, Teyyare, Volkanalabaz

Bu kadar mimlemek yeter sanırım, gerçi daha çok mimlenecek kişi olsa da diğer arkadaşlara da bu zevki yaşamaları için fırsat vermek gerek :-)

Alıştığımız mimlerden farklı olduğunun farkındayım. Sizlerden öncelikli ricam bu mime katılmanız ve varsa ekstra söylemek istediğiniz birşey, bizlerle paylaşmanız.

Saygılarımla...


Yazının devamını okuyun...>>

Havada Huzur Bulmak

Havanın insan üstündeki etkisi bana göre olağanüstüdür. Öyleki bazen gününüzün berbat geçmesine neden olurken bazense üzerine bir leylalık hissi çökertiyor ve sinirlerinizi alabiliyor. Kimisi için yağmurlu hava hüzünü çağrıştırken; kimisi için altında aşk kelimeleri fısıldamak için bir fırsattır. Benim içinse en güzel hava, kış aylarının kendini hissettirmeye başladığı şu günlerde lodosun o ılık üflemesinin yüzüme çarptığı ve ağaç yapraklarının oradan oraya uçuştuğu havalardır. Rüzgar yüzümü yalayarak geçtiği zaman içimi bir sevinç kaplar hele ayaklarımın altındaki yaprakları hele ki de çınar yapraklarını gördüğüm zaman o ortamdan hiç ayrılmak istemem. Yanımda bir dost, gecenin geç saatlerine kadar ışıl ışıl sokaklarda gezinip sonra da sahile uğramak isterim. Sahilin o huzur dolu fısıldamasını dinledikten sonra huzurla eve gitmek. İşte beni mutlu eden şeylerden biri.

Emektar bostancı tren istasyonunda saat 19 sularında indikten hemen sonra yüzüme çarpan ılık lodosun ve ayaklarıma kadar uzanan çınar yapraklarının bana hissettirdikleriydi bunlar. Öyleki eve minibüsle gelirken o andaki hissi kaybetmeden bunları defterime not aldım. Ve şimdi balkona çıkıp fincanımdaki çayı yavaş yavaş yudumlayıp o havayı soluyup huzur bulmaya gidiyorum. Ben huzuru bu havada buluyorum, peki siz hangi havada buluyorsunuz?


Yazının devamını okuyun...>>

Bloga Moderatör Aranıyor (!)

Bloglar ile forumların aralarındaki farkları çok değil bir kaç ay önce bir araştırma ile konuşmaya çalışmıştık. Sağolsunlar blog yazarları arkadaşlarımız samimi bir şekilde düşüncelerini bizlerle paylaştılar. Ayrıca bir çok arkadaşta bu konuya farklı mecralarda yer verdi. Onlara da bu vesile ile teşekkür ederim. Vesile diyorum çünkü asıl konuşmak istediğim spam mesajlar ve yorumlar.

Forumlarda yazdığımız mesajlar çoğunlukla bir onaydan geçmeden yayınlanırlar, eğer uygun değilse moderatör tarafından da kaldırılırlar. Direk yayınlanmasının en büyük sebebi sanırım forumların çok yoğun olması ve her mesajı onaydan geçirmenin vakit alacağı. Zaten forumlarda uygunsuz mesajları bildirebilmemiz için çeşitli butonlar da mevcut. Böylece forumların kendi kendini koruma mekanizması da üyeleri tarafından bu şekilde sağlanıyor. Ancak iş bloglara gelince renk değişiyor. Aslında bloglar forumlara göre çok daha kolay idare edilebilir, zaten alt tarafı yorumlar var. Tabi bir de benim gibi mesaj panosu eklemişseniz onu da düşünmek gerek. İlk olarak yorumlara bakacak olursak idare edilmesi en kolay bu kısım. En basitinden yorum yönetimini etkinleştirdin mi senden kralı yok. Ama ben bu yorum yönetimini oldum olası sıcak bakamadım; belki de bunda kendi deneyimlerim de pay sahibidir. Bir yerde yorumda bulunduğum zaman o yorumun anında sitede görünmesini isterim. İnsanlarında bu düşünceye sahip olabileceğini düşünerek ben de blogumda mümkün mertebe yorum yönetimini kapalı tutuyorum. İlk defa ve en son olarak sınav dönemimde blogla pek ilgilenemediğim için açmıştım, sonrasında hemen kapattım. Ayrıca günde çok fazla tekil ziyaretçiye sahip bloglar gibi spam yorumlarda gelmediği için kendimi şanslı hissedebilirim. Karşınızdaki bir insan olunca onunla didişmek insanı bayağı bir yorabiliyor. Spam mesajlardan korunmak için sanırım WordPress eklentileri mevcut ama Blogger'da henüz böyle birşey yok. Gerçi Blogger da elinden gelen herşeyi yaptı, yapıyor. İstersek bloga sadece belirlediğimiz kişilerin uğramasını ya da sadece Google hesabına sahip olanların yorumda bulunabilmesini sağlayabiliriz. Ancak blogunuzu herkese açarsanız mecburen yorum yönetimini etkinleştirmeyi düşünmelisiniz. Farzedelim bu kısmı atlattık, ya başta dediğim gibi ayrıca bir mesaj panosu eklediyseniz ne olacak. Hadi bir de burdan yak. Aslında blog.wolkanca.com' da olduğu gibi ayrı bir sayfada olsaydı belki bazı şeylere göz yumabilirdim ancak ana sayfada olunca herkesi düşünmek zorundayım. Bu yüzden oraya yazılabilecek her türlü saçmalık bana ve ziyaretçilerime zarar getiriyor. Bu mesaj panosu öyleki bazen insanların kendi aralarında konuştuğu bazense ciddi ciddi problemlerin çözüm yeri oldu şimdiye kadar. İnsanların işine yaradığı aşikar. Ama insanı bazen çileden çıkaracak durumlarda yok değil...

Bu yazıyı uzunca bir süredir yazmayı düşünüyordum; sağolsun (!) densiz bir arkadaş mesaj panoma bugün densizce mesajlar yazmış. Doğal olarak her an internete bağlı olamadığım için mesajları farketmem bayağı bir zaman aldı. "E be adam" diyorum kendi kendime, "niye egonu burda tatmin ediyorsun ki?". Yani sen de insanlara tırnak kadar yararlı olmaya çalışsan. Yok, sen en iyisi günlük hayattaki yapamadıklarını buralarda haykır!!!

Ziyaretçilerimden bu konu için özürdiliyorum. Şakayla karışıkta bloguma moderatör arıyorum, en azından mesaj panosu için.


Yazının devamını okuyun...>>

Anket Servisi PollDaddy Yenilendi

Blogların en çok kullandığı araçlardan biri de sanırım ankettir. Blog ziyaretçilerinin nabzını tutmak, onların belli bir konu hakkındaki görüşlerini öğrenmek bir blog yazarı için önemli bir veridir. Tabi anketi sırf iş olsun diye yapmıyorsa. Web dünyasında onlarca anket servisi var. Ben de bu servislerden birini, PollDaddy.com'un anket servisini uzun bir zamandır kullanıyorum. Ben bu servisi kullanmaya başladığımda Blogger'ın anket sayfa ögesi yoktu. Sonra çıkmasına rağmen ben PollDaddy'den vazgeçemedim. Bir kaç güne kadar PollDaddy'de canımı sıkan tek şey, anketteki bağlantıların ve uyarı pencerelerinin İngilizce olmasıydı. Ama dediğim gibi son bir kaç güne kadar, çünkü PollDaddy'nin 2.0 sürümüne yükselmesi ile dil sorunu da büyük ölçüde giderildi. Tabiki Tek gelişme dil paketi oluşturabilmekle kalmamış. Bakalım neler olmuş...

Webwareİlk öncelikle PollDaddy'nin CNET'in hazırlamış olduğu Dünya çapındaki Webware 100 yarışmasında Publishing kategorisinde kazanlar arasında olduğunu açıklamak istiyorum. Bu yarışmada ben de kendisine oy vermiştim. Yarışma sonucunda PollDaddy'nin kazanlar arasında olduğu açıklanınca aşağıdaki yorumda bulunmuştum. Galiba bu yorumum yeni sürüme yükselmelerinde etkili oldu :-)

First of all, I congratulate you. I also thank you for such a great polly service. I have started to use PollDaddy one or two month ago. The only thing that i want to you add a menu to change language “Vote” to other language, like Turkish :-)

I am looking forward to your new features…
Posted By: MaFiAMaX | June 28th, 2007 11:18 pm

Tercümesi:
Öncelikle sizi tebrik ederim. Ayrıca bu kadar güzel bir anket servisi için de teşekkür ederim. PollDaddy'yi kullanmaya 1 yada 2 ay önce başladım. Sizden tek isteğim "Vote" un dilini başka bir dile değiştirmek için bir menü eklemeniz, Türkçe gibi :-)

Yeni özellikleriniz için bekliyorum...


Evet artık dil sorunu büyük ölçüde giderildi ama hala yükleniyor yazısı ve oyla butonu İngilizce. Galiba bunun sebebi o tuşun üzerindeki "Vote" kelimesinin değişken olarak atanmaması. Ancak bu sorunun da yakın zamanda giderileceğini düşünüyorum. Çünkü PollDaddy editörleri

November 18th Important: We have been experiencing a few bugs with the new version of the site. If your existing polls have stopped working for any reason then try editing them and saving them again. You don't have to change anything but this should fix some of the problems you may be having. We will be working on this issue over the next few hours and will have these bugs fixed soon. Sorry!

demiş. Yani hali hazırda sistem de sorunlar yaşanabilir -ki benim ankette bir kaç gün boyunca bağlantı hatası veriyordu.

Polldaddy'nin 2.0 sürümüne yükselmesi sadece dil seçeneğinin getirilmesi ile olmadı tabiki. Artık bir araştırma anketi de oluşturabiliyorsunuz. Hani şu kapıya gelip bir sürü soru sorup bir ticari ürün hakkında araştırma yapılır ya tam onun gibi. Ben de deneme amaçlı blog okurlarının profilini oluşturma adında bir anket hazırladım. Aslında ileride bunu deneme safhasından çıkarıp esaslı sorular sorarak gelişmiş bir araştırma yapabiliriz. Her neyse şimdi PollDaddy'nin yeni yüzüne daha yakından bakalım.

Yeni yüzüyle PollDaddy hem 2.0 sürümüne hem de Web 2.0 sürümüne tam manasıyla yükselmiş. Hesabınıza giriş yaptıktan sonra denetim masası olarak ta adlandırabileceğimiz bir ekranda en son anket ve araştırma kayıtlarınız, hesabınızla ilgili detaylar ve PollDaddy editörlerinin bilgi notları gözüküyor.

Kendi dilinizi oluşturmaya nedersiniz?

Üst tarafta bulunan tab menü ile Poll (anket) servisinin detaylarına ulaşabilirsiniz. Ben burada "Poll Languages" seçeneği üzerinde duracağım. Bu bağlantıya tıkladığınızda önceden hazırlamış olduğunuz dil paketlerine ulaşacaksınız. Evet dil paketleri diyorum çünkü, anket dilini bir seçenek menüsünden seçmek yerine kendi dilinizi kendiniz oluşturuyorsunuz. Tabi yeni baştan bir dil de yazabilirsiniz, ama bunun için dilinizi öğretmek için eğitim kurumları açmanız gerek :-) Çalışma mantığına gelirsek iş öyle göründüğü gibi zor değil. Zaten servisin İngilizce haliyle kullandığı cümle ve kelimeleri sizin için değiştirmeye açık hale getirilmiş. Siz sadece orada yazan İngilizce cümleler yerine kendi dilinizdeki tercümesini yazıyorsunuz. Daha sonra oluşturduğunuz dil paketini kaydedip ileride kullanmak için depoda saklayabilirsiniz. Bundan sonra yeni bir anket hazırlarken dil seçeneğini sizin oluşturduğunuz dil paketi olarak ayarlamanız yeterli.

Araştırma yapmak mı istiyorsunuz? Buyrun burdan yakın.

Yazımın başında bahsettiğim gibi bir konu hakkımda detaylıca bir araştırma yapmak için tek başına bir anket sorusu yetmez. Bu servisin gerekliliğini düşünmüş olacak ki PollDaddy araştırma anketi yapabilmemiz için yeni servisini açmış; Surveys.

Sürükle menülerPolldaddy tam anlamıyla Web 2.0'a yükselmiş demiştim, işte araştırma anketi oluşturduğunuz zaman bunu açıkça görebiliyorsunuz. Çünkü anketi oluşturduğunuz zaman size WYSIWYG (bilgi için tıklayın) editörü yardımcı oluyor. Önceden hazırlanmış araçları sayfaya sürükleyip bırakıp daha sonra sorularınızı yazıp seçenekleri belirlemeniz yeterli. Araştırma anketinizi oluşturduğunuzda sizi bir bağlantı adresi sunacaktır. Ziyeretçilerinizi bu adrese yönlendirerek anketinize katılmalarını sağlayabilirsiniz. İsterseniz sayfanızın kaynak kodlarına PollDaddy'nin verdiği JavaScript kodunu koyarak sayfanızda bir pop-up pencere şeklinde de araştırma anketi açtırabilirsiniz.

Bu servisi için de dil paketi oluşturulabiliyor. Tıpki anketteki gibi tab menüden "Surveys" üzerine tıklayınca "Survey Languages" bağlantısı açılıyor. Bu bağlantıya tıklayın ve tıpki anket dili oluşturur gibi orjinal İngilizce cümle ve kelimelerin yerine tercümelerini yazın.

Rapor sonuçlarıPollDaddy ile istatistik te tutuluyor. Tabi ayda 20 dolar ödeyen kullanıcılar daha detaylı bir istatistiğe sahip oluyor. İstatistik sayfasına ulaşmak için tab menüden "Poll > List Polls" bağlantısına tıklayın. Böylece oluşturduğunuz anketlerin tamamını bir sayfada görüntüleyeceksiniz. Daha sonra herhangi bir anketin yanındaki "Options" bağlantısına tıklayınca açılan küçük menüden "Repots" bağlantısına tıklayın. Anket sonuçlarınızı benim en son yaptığım anketteki gibi bir daire dilimi şeklinde gösterilip ayrıca sütun grefik şeklinde de gösteriliyor. Dilerseniz sonuçları CSV ve XML formatında kaydedebilirsiniz. Ayrıca sonuçların gösterileceği bir RSS kaynağı da mevcut, bu bağlantıyı RSS okuyucunuza ekledikten sonra buradan da takip edebilirsiniz.

Benim anlatacaklarım bu kadar gerisi size kalmış, güle güle kullanın...


Yazının devamını okuyun...>>

RSS İle Aramıza Kara Kediler Girdi

RSS'nin Diğer Bir YüzüRSS 3 harften oluşsa da hayatımıza getirdiği yenilikler ve kolaylıklar boyundan oldukça büyük. Web 2.0'ın gelişmesindeki en önemli elemanlardan biri olmakla birlikte web sayfalarını düzenli bir şekilde kontrol eden kullanıcıların zamandan tasarruf etmesi için biçilmiş kaftan. Bu yazıdan bile bir çoğunuz RSS sayesinde haberdar oluyorsunuz. Düşünsenize RSS olmasaydı bloglar bu kadar çabuk yol alabilir miydi? Zaten RSS'nin ne kadar önemli olduğu gözümüze soka soka gösterilen logolarından anlaşılıyor. Var mı buna bir itirazı olan? Yoksa yoluna devam etsin, çünkü RSS'nin en azından benim için dolaylı da olsa zararlı bir yanını anlatacağım. Yok eğer itirazın varsa yazının altındaki yorum bağlantısına tıkla ve bağır bağıra bildiğin kadar :-)

RSS benim de hayatıma blog yazmaya başladığımdan beri girdi. Sağolsun kendisi tanıştığımız ilk gün beni ayarttı ve birlikteliğimiz başlamış oldu. İlk başlarda bir kaç tane kaynağa aboneydim, ancak zamanla arşiv genişledi ve şimdi onlarca kaynak ve hergün onlarca yeni yazı girişi var. Eğer günlük olarak internete giriyor ve RSS okuyucunuzu kullanıp düzene sokuyorsanız ne ala. Ama yok benim gibi 3-5 gün girmeyip ansızın internette belirirseniz işte o zaman işler arap saçına dönüyor. Eğer bir RSS kaynağına aboneysem o bağlantı benim için önemlidir. Ve her yazdığına bakarım. E ben 3-5 gün girmezseniz RSS'de biriken yeni yazı girişi 3 haneli sayıları bulur! Vallahi insan nereye bakacağını şaşırıyor. Şimdi bu bağlantıların RSS kaynaklarına abone olmasaydım, belki de o kayıp arada olan bitenleri bu kadar merak etmeyecek, etsem bile çarem olmadığı için vazgeçecektim. Elimin altında ne olup bittiği var, ben yine de şikayetçiyim. Şikayetçiyim çünkü sırf Google Reader'da saatlerimi harcamak zorunda kalıyorum. E hani zamandan tasarruf :-) Düz mantık gittiğimin pekala farkındayım. RSS'nin bana kaybettirdiği zaman ile vadettiği zaman tasarrufu aynı şeyler değil. Ama ilaçlarda olduğu gibi düzgün kullanılmayınca yarar yerine zarar getiriyor sanki. Herhalde RSS canlı kanlı birşey olsaydı bana hakkını helal etmezdi :-)

Sanırım ilacımı bundan sonra daha düzenli kullanacağım. Neyse, herhalde şikayetim anlaşıldı, şimdi söz sırası sevgili doktorlarda.


Yazının devamını okuyun...>>

Nihayet Fırtına Dindi

Tam tamına 13 gün 20 saat önce yazmışım en son. Vallahi bugün son yazımın tarihine bakmadan önce bu kadar zamandır yazmadığımın farkında değildim. Oysaki yakın zamanda uzun aralar verip yazı yazdığı için Mustafa Şapçılı'ya takıldığımı hatırlıyorum, şimdi takılma sırası onda :-) İşler araya girince değil yazı yazmak internete bile 3 gün boyunca giremedim -ki bu benim için son 7 ayın rekoru! Blogu takip edenler vize silsilesinden dolayı yazı yazamadığımı bilirler. Peki iyi de nasıl birşey ki bu vize, adama 14 gün yazı yazdırmıyor?

Bizim okulda vize dedim mi bir fenalık basıyor adama, hele bizim bölümün ayrı bir "heyecanı" var. Vize sınavlarımız haftasonu başlayıp diğer hafta sonu bitecek şekilde hazırlanıyor. Yani 9 günlük bir zaman dilimi var. Üstüne üstlük heyacan katmak için bizim bölüme özgü bir şekilde sınav takvimi sınavların başlamasına 3 gün kala duyuruluyor! Vizeler finallere göre daha az konu kapsamasına rağmen hep daha zor oluyor. Gerek hergüne bir sınav konması -ki benim cuma günü tam 3 sınavım vardı, gerekse dersler biter bitmez vizelerin başlaması başa dert oluyor. Finaller iki haftaya yayıldığı için ve de dersler bittikten bir hafta sonra yapıldığı için "daha acısız" geçiyor. Gelelim benim sınavlara.

Sınavlara iyi başlamak çok önemlidir benim için. Çünkü daha baştan ilk sınav kötü geçerse diğer sınav için şevk kalmıyor insanda. Hele de sınav için emek vermiş ve bu emeklerin bir hocanın fantezisi yüzünden heba olmasını an ve an yaşamaşsanız durum daha da vahim oluyor. İlk sınavımız Yapı Statiği dersindendi. Ders benim için zor olmasa da soruların çözümü çok uzun sürdüğü için o sınavdan tabiri caizse şapa oturdum, gerçi yalnız ben değil o dersi alan yaklaşık 180 kişi şapa oturdu. Hocamız bir fantezisini bizim üzerimizde denemeye kalkışırsa olacağı da bu. Sınavda 3 soru var ve hepsi birbirinden şahane, şahane olmaları bir yana sorunun çözümünü yazmak adamın ömründen ömür alıyor. Belki şöyle anlatırsam daha iyi olur. Düşünün uygulama dersinde asistan hoca elinde kağıt olmasına rağmen kağıttakini tahtaya 60 dakika da felan geçiriyor. Hadi bunun 15 dakikası milletin araya girip sorması ve akışı bozması olsa 45 dakika. Yav kağıttan bakıp çözümü yazmak 45 dakika sürerken bizim "sevgili ve güzide" hocamız bize soru başına 35 dakika vermiş! Çüşşşş. Gerisini siz düşünün artık. Daha ilk sınavdan moral bozukluğu ile çıkıp bir de hocanın fantezisini anlamak için döktüğümüz ter bizi 1-0 yenik başlattı. Neyseki fırtına dindi ve çok şükür gemiyi limana sağ salim yanaştırdım.

Bu kadar şeyi anlattıktan sonra bir de bunlara günde 4 saat yol eklediniz mi, neden 14 gündür yazamadığımı daha iyi anlamış olursunuz. Tabi bu arada aklıma yazacak bir dizi konu da geldi. Bunlardan bazılarını not ettim bazılarının ise kafamdan uçup yok olmasına göz yumdum. İlk önce son vaziyeti bir anlatarak bu uzun soluklu araya son vermek istedim. İnşallah bir sorun olmazsa planladığım yazılarımı bir bir fırına vereceğim. Neyse ki öyle ya da böyle 8 sınava 6 günde girdik. Şimdi bir hafiflemiş hissediyorum ki sormayın. Kendimi nasıl ödüllendireceğime karar veremedim :-) Ama tatlı niyetine Half Life 2 Episode 2 'ye bu sabah 01:00 sularında başlayıp 04:00 sularında ara verdim. Bu akşam da beni maceranın devamı bekliyor.

Yazıma son verirken "küççük"lerimin gözlerinden "böyyük"lerimin de ellerinden öperim.


Yazının devamını okuyun...>>

Feedburner İle Sonuna Kadar Beslenin

Aslında herkesin ucundan kıyısından kullandığı bir servis Feedburner. Kimisi sadece besleme adresi kaydı yapıyor, kimisi ise bunla yetinmeyip Feedburner'ın sunduğu eşsiz hizmetleri sonuna kadar sömürüyor. Yani gerçek anlamda besleniyor. Feedburner kullanması aslına zor olmayan bir servis ama şu ana kadar Türkçe dil desteğini sağlamadığı için İngilizce yada diğer dilleri bilmeyen kullanıcılar yeterince bu servisten yararlanamıyor. (Bir ara Feedburner'ın aramızdan bazı arkadaşlar tarafından Türkçeleştirildiği haberi yer almıştı, ancak son durum nedir bilemiyorum.) Ben de gerek mesaj panosuna gerekse mail yoluyla gelen sorulara toptan cevap olsun diye bu yazıyı hazırlama gereği duydum. Yazının devamında Feedburner servisinin inciğini cıncığını öğreneceğiz. Eğer bünyeniz uzun bir yazı kaldırmıyorsa burdan sonra devam etmeyin :-) Ya da devam edin ben sizi toplarım :-))

Yazıda geçen resimleri bir yandan yazıyı okuyup bir yandan da resimden takip edebilesiniz diye albüm şeklinde topladım. Öncelikle rutin bir işlem olan hesap açma faslını atlıyorum. Şimdi bir hesap açtığınızı düşünerek burdan devam ediyorum. Hesap açtığınız an sizi resim F1'deki gibi bir sayfa karşılayacak. Bu sayfada besleme adresinizi girin ve "Next" botumuna tıklayın. Şimdi sizi resim F2'deki gibi bir sayfa karşılayacak. Bu sayfada da besleme adresinizi yazın ve beslemenizi aktif edin. Bu sayfadan sonra açılan sayfayı "Next" butonu ile geçin ve resim F3'teki sayfaya ulaşın. Burada resimde anlattığım şeyi uygulayıp uygulamamak size kalmış. Daha sonra "Next" diyin. Şimdi resim F4'teki sayfa ile karşılaşacaksınız. Burada "Publicize" menüsüne girin ve resim F5'teki sayfaya ulaşın. Burada sol taraftaki menülerden istediğimiz kullanıp bir güzel beslenebilirsiniz.

Menüde ne var?

Headline Animator

"Headline Animator" seçeneğine tıklayın ve resim F6'daki sayfaya ulaşın. Bu sayfadaki ayarlar zaten çok basit, ama ben resimde anlattım neyin ne olduğunu. Ayarları yaptıktan sonra "Activate" butonuna tıklayarak bu servisi aktif edin. Sayfa tekrar yüklenerek sizin oluşturduğunuz headline animatörünü gösterecek ve hemen altında da "Add to..." diye bir seçenek menüsü belirecek. Siz buradan "Blogger blog" seçeneğini seçin ve "Next" diyin. Size bir popup penceresi açacaktır sevgili Feedbuner. Burada Blogger hesabınıza giriş yaparak direkt "widget" olarak ekleyebilirsiniz.

BuzzBoost

Bu seçeneğe tıkladığınızda resim F7'deki sayfaya ulaşacaksınız. Buradaki herşeyi resim F7'de anlattım. Gerekli ayarları yaptıktan sonra "Activate" butonuna tıklayıp bu servisi de aktif edin. Bu servisin bir örneğini Damacana.org adresinde "Son 15 Yazı" şeklinde görebilirsiniz. "Activate" butonuna tıkladıktan sonra aynı sayfa tekrar yüklenecek ve size eklemek üzere kodları verecek. Ama elle eklemek yerine otomatik olarak widget şeklinde de eklyebilirsiniz. Bu işi de yaptığımıza göre geçelim diğer menüye.

SpringWidgets Skin

Bu seçenekte sunulan widget SpringWidgets servisinin alt yapısı ile çalışıyor. Resim F8'de anlattığım gibi widgetin altında bulunan "Options" butonuna tıklayın ve "Get Embed Code" seçeneğine tıklayarak kodları alın.

Email Subscriptions

En çok kullanılan servistir herhalde. Blogunuzu takip etmek isteyen insanlar için birebir. Çünkü bu servise kayıt olan bir kişinin belirttiği maile siz her yazı yazdığınızda bir uyarı maili gönderiliyor. Şimdi bu servisi yakından tanıyalım. Bu menüye girdiğinizde eğer servis aktif değilse size aktif etmeniz için bir "Activate" butonu sunacak :-) Burada dikkat edilmesi gereken konu Feedburner'ın e-mail servisi için 3 servis sağlayıcı sunması. Aralarından birini seçin ve aktif edin. Servisi aktif ettikten sonra "Subscription Management" alt menüsü gireceksiniz. Bu sayfada abonelik dili ve hangi blog servisi için seçeneğiniz belirttikten sonra kodları da alıp ordan bir an önce kaçmak için "Save" butonuna tıklayın :-)

a-) Subscription Management

Şimdi kodlar arasından

<p>Enter your email address:</p>
kısmını bulun ve Türkçe bir metin ile değiştirin. Burada servise kayıt olmanız için mail adresinizi girilmesi söyleyin. Mesela ben "Blogtaki yazılardan haberdar olmak için durma kaydol" dedim.

Şimdiyse kodlar arasından
<input type="submit" value="Subscribe" />
kısmını bulun ve "value" değerinin karşısına "Kaydol" yazın.

Artık abonelik kutumuz Türkçe. Şimdi diğer bir alt menüye geçelim.

b-) Communication Preferencesz

Burada abonelere gönderilen mail içeriğini düzenleyeceğiz. Bir kişi abonelik başvurusu yaptığında belirttiği mail adresine bir onay maili gelir. İşte bu onay mailinin içeriğini buradan düzenleyebilirsiniz.

c-) Email Branding

Burada da aboneye gönderilen uyarı maillerinin genel yapısını size uygun bir şekilde değiştirebilirsiniz.

d-) Delivery Options

Burada uyarı maillerinin hangi zaman diliminde gönderileceğini beliryeceksiniz.

PingShot

Webteki bir çok sosyal ağ ve benzeri siteler beslemelerinden ping sayesinde haberdar olur. Blogunuzun Technorati vb. sitelerde sürekli güncek kalması için bu seçenekleri işaretleyin.

FeedCount

Diğer en çok kullanılan serviste bu besleminize abone olan kişilerin sayısını gösteren zamazingo.

Password Protector

Bu seçenek ile beslemenizi sadece istediğiniz kişilerin okumasını sağlayabilirsiniz. Burada bir kullanıcı adı ve şifresi oluşturduktan sonra okumasına izin verdiğiniz kişilere bu bilgileri vererek sadece onların okumasını sağlayabilirsiniz. Tabi bu seçenek pratikte de sadece üyelerine açık olan site ve bloglar için ideal.

"Publicize" menüsünde anlatacaklarım bu kadar. Şimdi diğer bir ana menü olan "Monetize" menüsüne geçelim. Bu menüye girdiğinizde beslemenize Google AdSense ekleyebileceğiniz göreceksiniz. Eminim bir çoğunuzun bundan haberi yoktur. "Activate" dedikten sonra gerekli yönlendirmeleri site size yapıyor.

Benim pilim bitti sanırım, daha anlatacak "Optimize" ana menüsü var. Ancak ben biraz da sizin içinizdeki cevheri uyandırabileceğiniz düşünerek buradan sonra bayrağı size devrediyorum. Aklınıza takılan soruları bittabi sorabilirsiniz.

Size iyi beslenmeler...

Feedburner Kullanım Klavuzu Albümü


Yazının devamını okuyun...>>

AdSense'e Arka Plan Resmi Koymak

İnternet reklamcılığında malumunuz en büyük yayımcı Google AdSense. Nerdeyse rastgele girdiğiniz her sitede Google'un AdSense reklam servisini görebiliyorsunuz. Bir süredir AdSense reklamlarım ile ilgili düzenlemeye gidiyorum. Tabi bu süreçte insan ister istemez bu konu hakkında normalden daha çok yazı ile haşır neşir oluyor. AdSense yeni bir konu değil, zaten bu saatten sonra da oturup size hakkında uzun uzadıya birşeyler anlatmaya gerek yok. Ama bir süredir AdSense reklamlarının özelleştirebilme imkanını veren bazı siteler türedi. Bunlar reklamınızın arka planına farklı tasarımlar getirerek reklamın ilgi çekmesini amaçlayan projeler. İşte bu yazının asıl amacı da bu konuyu değinmek.

Eğer bir insan reklam almışsa elbetteki tek amacı bu reklamı en iyi şekilde yayınlayıp ondan en verimli şekilde para kazanmaktır. AdSense servisi açıldığından beri hakkında sayısız yazı yayınlandı. Bunlardan doğal olarak en çok ilgi çekenleri "nasıl daha fazla tıklanmayı sağlarım" sorusuna cevap arayan yazılar oldu. Reklamın site yapısına göre nerde olması gerektiği, rengi, boyutu, vs. gibi konular üzerinde tartışılıp belli sonuçlara varıldı. Ancak bu yöntemlerde hiç bir şekilde AdSense reklam politikalarına aykırı bir durum oluşmadı. Son zamanlarda yeni bir arayış içine girildi ve yazımın başında da bahsettiğim gibi reklamın arka planına farklı desenler koyarak reklamın daha fazla ilgi çekmesine çalışılıyor. Ama unutulan bir şey var; bu eylem AdSense politikalarına kısmen de olsa ters. Google boşu boşuna bunca uyarıyı yazmamıştır sanırım. Şu ana kadar bu olaydan dolayı sözleşmesi iptal edilen kullanıcılar var mıdır bilemiyorum ama insanların bu tür şeylere yaklaşmasının en büyük nedeni somut örnekler görememek.

Bu uygulamayı paylaşan en ünlü site sanırım adClustr. Sitedeki örneklerin başında bir uyarı yazısı var.

Please take note: This is only an example of how to blend your ads. Google allows the use of backgrounds just as long as they don't bring undue attention the the ads or encourage clicks...
Meali: Bu, sadece reklamlarınızı nasıl harmanlayacağınıza (üzerinde oynayacağınıza) bir örnektir. Google lüzumsuz (istemeden) ilgi (dikkat,alaka) ve teşvik edici tıklamalar getirmeyen arkaplanlar kullanmanıza izin vermektedir...

Açıkcası yapılan uygulama bir div etiketi içerisine reklamı yerleştirmek ve CSS kodları arasında isim verdiğiniz div etiketine arkaplan resmi yerleştirmekten ibaret. Yani reklam kodları ile hiç bir şekilde oynanmıyor. Ancak teşvik edici kısmı biraz muallak. Çünkü sadece tek renk bir arkaplan verince teşvik edici bir durum yokken, desenli ve farklı tasarımlı arkaplanlar koyunca işin rengi değişiyor. Çünkü böyle olunca gerçekten gözünüz reklamlara kayıyor, bir de ilgili olduğunuz konu hakkında reklam varsa çalışma işe yaramış oluyor.

Bitirirken...

Google AdSense reklamlarından nasıl daha fazla kazanılır şeklinde tez yazılmışsa şaşırmam doğrusu. Gerçekten de ayda binlerce dolar kazanan siteler var. Ancak siz siz olun, boşuna macera aramayın. Zaman geçtikçe bu konu hakkındaki muallaklık ta kalkacaktır. Sabredin ve ağzınızın suyunu bloguma akıtmayın :-)

Dipnot: Bu yöntemi tavsiye edenlerin bu yöntemi kullanmaması gerçeği de var.


Yazının devamını okuyun...>>

Son Yorumlar